avatar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
avatar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5.8.10

Kafa Boşaltmaca vol. 2

Eveettt,bir yazıya daha başlamış bulunuyorum. Yalnızi şöyle bir sorun var ki anlatacak birkaç şey var ki birbirinden alakasız. E tabi bunları ayrı ayrı anlatmak isterdim;ancak şahsımın üşengeçliğiyle böyle bir şey mümkün olmuyor. Bu yüzden de bu yazının içeriği karman çorman bi şey olacak ki lütfen kınamayın şu üşengeç kulu.
Öncelikle tercihlerimi verdiğimi söyleyeyim. İlk 5 sıraya "İmkansızlar", sonraki 5 "Olabilir olanlar", ondan sonraki 202yeyse "Yok artık!Yuh! Kesin girersin ooluuumm" ları yazdım. Ama tabi ki de ÖSYM'nin bende oluşturduğu paronoyak ruhumdan ötürü sonlara da iki üç genetik serpiştirdim. Diğerleri tıp bu arada.
Gönül ister Ege olsun; ama Eskişehir olacak gibi.
Bi de insanlar var tabii. "Ee naaptın? Neresi oluyo? Başlara ne yazdın?" Ne yani 30'unu da sayayım mı? Töbe töbee. Hangisi olcak bilsem,o kadar uğraşıp da araştırmam di mi? Tek yazarım. Ama işte, insanları da mazur görmek lazım. Merak ediyolar sonuçta. Bi de arkadaşlar var tabii. Bi yandan da onlara tavsiye veriyorum.Güzin Abla modundayım azcık bu sıralar anlıcağınız.
Onun dışında Avatara gittik arkadaşlarla.Genel olarak kötü olduğunu duymuştum filmin,ondan beklentimi düşük tuttum; ama bi işe yaramadı. Sevmedim filmi. Bi de orjinali yoktu Türkçe dublaja gittik ki filmi berbat eden de buydu biraz da. Zira çocuk kopmuş onu bunu büküyo,heyecan dorukta, dövüş gırla gidiyo, millet yerlerde... kız geliyo bi "ang" diyo. Biz kopuyoruz!! Yani bi bak, bi izle di mi seslendirmeden. "Aang" "eng" diye telaffuz edilir. Ama bizimkiler "ang" dedikçe biz koptuk! Agni Kai(Agni kayi) yi filan "agni kie" diye filan okumaları da ayrı berbatlıktı. Ama asıl kötü olan su bükme hareketleriydi. Yaa çizgi filmde ufak bi hareket... hoop su elinde. Bunda iki saat dans ediyolar anca su yerden kalkıyo. Onlar su bükmeye çalıştıkça ben büküldüm oturduğum yerde!Afakanlar bastı.!Sonra Sokka! Onun aptal,komik,mızmız ama yeri gelince ciddi olması gerekirken filmde bi kasım kasım kasıntı yapmışlar, izledikçe sinirim bozuldu. Aang'in de neşe dolu,esprili,uçarı bi insan olması gerekirken saçma,ciddi bi kişilik yapmışlar ve Aang'i 9 yaşında çocuk canlandırıyo. E bu Kataraya aşık olacak filan. Katara büyük kalmış. O boyla nasıl öpçek kızı? Aklıma geldi bi de ona koptum. Ama Appa'yla Momo'yu süper yapmışlar,beğendim.
Bi de bu aralar millet peynir ekmek gibi yurtdışına gidiyo yaa. Az önce Amerika'ya gidecek bi arkaşımın veda partisi gibi bişeyinden geldim mesela. İnşallah oralarda çok eğlenir ve hayatının  en unutulmaz günlerini geçirir.
Başka bi arkadaşım da ÖSYM kurbanı olarak kendini Macaristan'a atıyo mesela ve kız utanmadan 6 yıl sonra çatır çatır uzmanlığıyla gelcek buraya.Bense TUS için dirseklerimi çürütmekle meşgul olucam.Gelecek sene kararımı verdim ancak onu yanındayım. Macaristan wait me baby ;)
Bi de çok ama çok utanarak yazıyorum şu satırları ama Çağan Irmak'ın izlemediğim filmine rastladım! Hem de ilk filmi. "Bana Şans Dile"
Allahım nasıl etkilendim anlatamam. Şimdinin genç yetenekeri daha çöm filmde gerçi ama hikaye çok güzel geldi bana. Ya da Çağan Irmak olduğu için öyle düşünüyorum ben, bilmiyorum;ama film düşüncelere itti beni.
Hakikaten filmdeki gibi en büyük korkularımızı,en kötü anılarımızı  anlatsak neler değişirdi hayatımızda?Daha mı iyi olurdu? Veya daha mı kötü? Dünya'yı değiştirmek elimizde mi? Ya da bi bağcığa mı bağlı hayatımız? Etkilendim anlayacağınız...Böyle salak salak şeyler kuruyorum ya neyse....ama izleyin tavsiye ederim...

İşte bu da filmin müziği sayın izleyici...http://fizy.com/s/102yqn

26.2.10

Adam yapmış:Gittik,gördük...Geri Kalmadık anlayacağınız...

Sonunda gidebildim! Hele şükür bir boş yerceğiz bulup da gidebildim şu son günlerde sinemalardan kalkmaya yüz tutmuş filme: AVATAR!!!
O kadar konuşuldu ki film gidemeden edemedim tabii ki...Sanırım tam da bu yüzdendir ki haftalarca arayıp bir tanecik yer bulamadım. Taa ki geçen haftaya kadar... Ablam arayıp "Hazırlan akşama Avatar'a gidiyoruz!" deyince olduğum yerde dikilip bi kaç saniye bu dünyadan koptuğumu hissettim. Çünkü iki hafta önce hiçbir sinemada yer bulamayıp hemen önceki hafta da giyinip hazırlanıp tam kapıyı açmışken yine ablamın arayıp "Hiç gelme,yer yok." diyerek beni hayal kırıklığına uğratmasının ardından bu, ilaç gibi gelmişti. Geriye aşılacak tek bir sorun kalmıştı. Yol!!!
Zira sinema taaa Balçova Kipa'daydı ve ben de - bilen bilir- o yerin tam karşısında oturuyordum. Yani anlayacağınız ortada tek bir sorun vardı: İzmir Körfezi!!!
Neyse...saat 6'daki sinemaya evden 3'te çıkıp filme 15 dk kala yetişmem dışında pek bi sorun olmadı. Zaman gelip de film başladığında filmin neden bu kadar konuşulduğunu düşünüyordum ki film bittiğinde az bile konuşulduğuna karar verdim. Film süperdi!!!Süper!
Yepyeni bir dünya kurulmuştu. Hayal gücünün,tenolojinin,biyolojinin sınırları zorlanmıştı.Na'vi'lerin doğayla olan sinirsel ve duygusal bağları beni çok etkilemişti. Ve sonra insanlar geldi. Tüm yıkımı ve felaketiyle birlikte...Tüm bencilliği ve açgözlülüğü ile...İşte o noktada filmin can alıcı sahneleri de başlamış oldu...
Film bana biraz Amerika'nın keşfini hatırlattı aslında. Altın için gelen 'soluk benizliler' ile doğayı korumak isteyen Kızılderililer gibi...Onun dışında hayvanların ve bitkilerin birbirlerine biyokimyasal olarak bağlı olması fikri gerçekten de ilgi çekici. Filme eleştirecek bir şey bulamıyorum;çünkü adam yapmış be! dedirtecek bir film.
Sadece bir şey aklıma takıldı o da pek önemli olmasa gerek. Şöyle ki yapılacak tek eleştiri.  O kadar gelişmiş teknolojinin içinde Jack'nin hala kol gücü gerektiren günümüz tekerlekli sandalyesi kullanmasının biraz mantıksız olduğu...
Not: Bir YGS-LYS gencine bu kadar sosyallik çok bile,ama ben diğer kaçmağımı buldum. Şrek 4 =)

...

.....

...

...

Yorumlar....

Yorum.