doktor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
doktor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19.1.11

Doğdum,Hasta Baktım,Hediye Aldım,Mutlu Oldum.

Yaşlanıyoruz blog =P

Bir yaşıma daha girdim =D Öyle ilginç bir olay karşısında girileninden değil ama. TC. nüfus cüzdamında yazan ve de annem tarafından bizzat doğrulanmış tarihe gelmemize tekabil bir yaşıma daha girdim ki daha kısa adı "doğum günü" o tarihin =)

Artık "10"lu yaşların dışına çıktık. "Geç ergenlik"teyiz klinik değişle-hatta "çok geç ergenlik" ki bu daha gerçek hayata atılmaya kadar devam edecek ki bu da ergenlikten 26 yaşında çıkacakmışım gibi bir izlenim veriyor ki bu korkutucu nazarımda.

Günüm süper geçti blogcum. Kimin sayesinde? Tabii ki arkadaşlarımın =) Kıyamam yaa! Şu komite stresinin bünyelerimizi allak bullak ettiği; her türlü boş ders, öğlen arası, dolmuş yolculuğunu filan not okumakla geçirmek yerine kalkmışlar pasta neyin almışlar. Yetmemiş uğraşıp posterler neyin çizmişler. Canlarım benim yaa =D Bak sevgi patladım şu an. Lady Gaga'dan gelsin "love love love"
Kendimden iğrendim.Neyse...

Hediye de almışlar yaa. Ve ben o hediyeleri görünce vuruldum! Resmen vuruldum yaa! Resimde de görüldüğü üzere; artık bir adet Hacettepe mutfak önlüğüm, Hacettepe fırın eldivenim, House İzleme Kılavuz'um var. Bunlara ek olarak da yurt arkadaşlarımın aldığı mouse ve kulaklık var ki mouse kullanmamaktan artık mouse'a yabancılaşmış elim resmen bayram etti. Kulaklığımın ise 15 mt. bir uzunlukta olmasının avantaj mı yoksa dezavantaj mı olacağını üzerimde her zaman hain emeller gerçekleştirmiş olan "kader"ime ve suç ortağı olan  "zaman"a bırakıyorum.

Onun dışında bir de bugün hasta görüşmem vardı. Hatırlarsınız şuradan, daha önce yazmıştım. Hah işte onun ikinci görüşmesi. Zaten vücüüüdümde endorfin tavan yapmış, mutluluktan forever modda kopuyorum. O yüzden hasta görüşmem de çok iyi geçti =) demeyin keyfime yani...

Efenim bu seferki hastamız -eşek sıpası- sen 6 ay önce ev taşı. Sonra da beli ağrısın. E tabi ağrıyacak! Senin değil de benimki mi ağrıyacak. Ama kendisi diğerinin aksine pek bi konuşkan pek bi sempaaatikti ki benim de enerjimle birleştirince ortaya 2 dk'lık süper bir video kaydı çıktı.

Geçen seferki yanlışlarımı yapmadım. Geçen sefer unuttuğum şeyleri bu görüşmede yaptım; ama ortada bir sorun vardı. Bu sefer de geçen görüşmede doğru olanları yapmadım. Olayı hastaya özetlemedim; ama ,hastacım sağ olsun, çok iyiydi. "Kesinlikle gelirim böyle bir doktora." şeklinde bir geri bildirim verince artık içimde kelebekler uçuşuyordu, böcekler güzeldi, bahar gelmişti, cennet ayaklarımın altındaydı.

Günüm süperdi anlayacağınız. Bakalım bu süperlik bir gıdım olsa da yarınki İngilizce sınavına yetişecek mi? Allahaam n'oolur yetişsin, lütfen Yarebbim yetişsin.Yüksek aliiim İngilizceden. Dinimiz amin....

Not: Hasta no 1! Gör de feyz al! Bak çocuk nası konuşuyo! Sen sustun! Beni de gerdin! Peh!

Not 2: Hasta no 2.Aferin arkadaşım. Şöyle konuşkan ol, canımı ye. Çok teşekkür ettim geri bildirimine. Kal sağlıcakla.

22.12.10

Hasta Değilsem Bile Hasta Oldum Sayende Hacettepe!

Sonunda odayı boş bulup, zamanı tutturup, kahveyi doldurup da önüne gelebildim blog. Anlatacak çok şey var şu aklımda da üşengeçlikten, zamansızlıktan ve de bilimum internet yetersizliğinden yazamadım.

Öncelikle şunu belirteyim; komite depresyonundan sıyrıldım sayılır. Tabi buna, geçmişi unutmam mı yoksa ikincisine hayvan gibi kasmaya başlamamla depresyona vaktimin olmaması mı sebep oldu tam olarak çözemedim; ama haticeye değil neticeye bak der atalarımız ki benim kendilerine saygım sonsuz. Doğru söze ne hacet azizim..

Histoloji dersimiz başladı ve ben komite 1'deki başarısızlığımın nedenini buldum! Görsellik eksik yaa!! Tıbbi biyolojide gördüğümüz, herkesin ezberlediği ve komite sonrası unuttuğu o proteinler, hücre iskeletleri neyin şu histoloji sayesinde sonunda gediğine oturdu bende de ileride fena girecek ne yazık ki ondan korkuyorum.

Geçen ne oldu? Dersteyiz. Hocamız ders anlatıyor. Ve o kadar iyi anlatıyor ki bildiğin aydınlanıyorum derste. Böyle vahiy geliyor,nur misali ışıklar sarıyor dört bir yanımı, aman sabahlar olmasın moddayım. Sen arkadan bi ses, bi gürültü...Çat! Kadın kesti dersi, gitti! Haklı! Sonuna kadar haklı bence. Yahu kadın profesör! Gelmiş sana, işi mi yok gücü mü yok. Birinci sınıfsın yani asistan neyin göndermemiş ders anlatmaya,kendi gelmiş. Hemi de hücre yani!Kıytırık hücre! Sen kalk kadına saygısızlık yap!

Derste telefonu çalan mı dersin,konuşmalar gülüşmeler mi dersin...Gırla! Kadın da seni mi çekecek? Çekmez tabi. Bastı gitti. "Anlatmadığım yerden soracağım" dedi. Ve bazıları da  "E yuh!" dedirdetecek bir camışlıkla "En azından nereden çıkacağını öğrendik" diye sevindi. Anladım bu ülke doktorlarının neden böyle olduğunu. Bizden bi cacık olmaz zira.

Bugün laboratuvar dersi vardı mesela. Deney yapacağız.Verdiler elimize üresidir, üreazıdır. Enzimi ekle, al asitle çalkala. Olay bu yani. Bunu yapıp grafik çizeceğiz. 4 saat yapamadık!

O değil, deneyi yaptık. Veriler dandik! Kimseninki kimseninkiyle uyuşmuyor. Arkadaş da aldı eline kağıdı kalemi diğerlerini geziyor. Bütün verilerden gözümüze hangisi hoş gelirse, onu yazacağız diyorlar. "Yahu" diyorum " kendi verilerimizi yazalım. Hatallıysa da bir şey olmaz. Geçen hatalı yaptım, takmadılar." diyorum. Yok! İlla en iyisi olsun. E yalan atıyorsun! Neresi iyi! Ne o? Tıp öğrencisi deney yapıyor! Sen öyle san! Hayatımız kopya olmuş, bu da kopya olsun ne yazar mantığı! Yarın öbür gün hastada da kopya çekersin yan doktordan di mi!

Bir diğer atar konumsa sağlık sistemimiz. Daha doğrusu Hacettepe'nin durumu.

Efenim, kolumda böyle sivilcenin patlamış hali mi desem, su çiçeğinin yandan yemişi mi desem yoksa kıçı kırık bi döküntü mü desem; ne desem bilemediğim kızarıklıklar var. O gün,  işim erken bitmiş, tam da böyle hastane havamdayım. Bir arkadaşımın da ayağında tırnak batması varmış. Dedim gel beraber gidelim sağlık merkezine. Nese gittik bizim okulun sağlık merkezine.
 
Girdim adamın yanına. Bir kere ahanda şurada bahsettiğim ortam yok yani, söyleyeyim. Öğrendiğimiz her şey yalan yani. Oturdum, adam bana bakıyor, ben adama. Sonunda adam sordu sorunumu da öyle geçebildik muayeneye.

İşte kolumu gösterdim beyimize. Bir inceledi eller cepte bir şekilde şimdi, Allahı var,yalan söylemiyim." Valla su çiçeğinin son safhasına benziyor." dedi.  Adam, artık nasıl baktıysam adama, " ama öyle gidip gelmez su çiçeği." diye devam etti tırsak bi sesle. Mal yaa! " Sen bi cildiyeye görün." dedi. E bravo monsieur!

Ben salağım ya, öyle laf olsun diye geldim sana! Bana bi kağıt neyin yaz di mi! Alın bu çocuğu diye. "Nasılsa öğrencisin seni alırlar hemen." diyor. Nah alırlar! Öyle olmuyo işte o! Arkadaşa da hastaneye git dediler.
Anlıcağınız bizim sağlık merkezi insanlara hastaneye gidin demek için açılmış bi yer.

Nese gittik cildiyeye - dermatoloji değil işte cildiye! Bana randevu vermedikçe cildiye diye anıcam sizi kahrolsun dermatoloji!- Tabi doğal olarak almadılar muayeneye. Çarşamba sabah veriyorlar randevuları ve bizim de lab. derslerimiz var gelemeyiz filan diyoruz. Mal mal yüzüme bakıyor.

Asistanla konuşalım dedik, karı suratımıza kapattı kapıyı! Pislik! Kıçı fezaya çıkmış aspamın bi de atar yapıo "Aaa bakamiciiim diye!" Hayır yapacağı şey de ne? Bakçak, iki tahlil isticek! Nörolojik mi dermatolojik mi bi anlasam rahatlıcam!

Arkadaşın ayağı da kötü. Onun için de dahiliye, acil, cildiye ne varsa dolandık. Sonunda acilde ortopedi dediler de ortodepedide bi asistan - bak böyle olsun canımı yesin- bulduk da baktırdık.

Doktorluk zor meslek de hasta olmak daha zor bence...

16.8.10

Tatil,Bana Ne Yaptın!?

Her şey aslında kışın başladı. İzmir'de o soğukta yapabileceğim bi aktivite yoktu. Dershanede kafamızı sulandırana kadar ders çalıştıktan sonra tıpış tıpış eve gidiyorduk. Otobüsler de sıkıcıdır kışın ya,insanlar donar,üşür filan. O yüzden de koltuğuma pusar,sıkışır,ısı kaybını minimuma indirdikten sonra takar kulaklığımı açar müziği, biyoloji testi çözerdim.
Şimdi ne alaka di mi? Şöyle ki benim bu sağ kulak ağrımaya başladı. Böyle sızlıyo gibi. Arkadaşa söyledim "Doktora git!" dedi haliyle de bizde nerde o vakit! YGS,LYS kırmışız kafayı...
Önemsemedim ben de. Kulaklıkla dinlememe bağladım,biraz mp3'e ara verdim. İyileşti gibi.Üzerinde durmadım yani.
Ama ben nerden bileyim bu hain illetin dış kulak yolumda ilerlediğini,ürediğini,şehir altyapısı kurup koca koca gökdelenler inşa ettiğini!! Sarmış kulak zarımı pis mantar!
Şöyle ki şuradan malumunuz 4 gün görünümlü 3 günlük bir tatile gitmiştim. İşte orada deniz,havuz derken benim kulak haşat oldu tabi sudan,klordan,tuzdan...Nitekim bunlar da derinde yatan canavar mantar kolonisini harekete geçirmiş. Arkadaşıma "Kulağıma su kaçtı." dedim. O da "Yaa..." dedi. "Evet" dedim. "Babama geliosun hemen." dedi.
Gittim bugün yanına arkadaşımın babasının ki taptım adama!! Allahım nasıl kibar, nasıl profesyonel! İdolüm o artık benim! Bi de İzmir'in sayılı doktorlarından!
Neyse baktı doktor kulağıma bi boruyla-7 yıl sonra adını bilcem onun!- dedi mantar kaplamış kulak zarını. Ben bi kaldım "Hönk!" diye. "Nasıl yaa? 1 hafta oldu daha şikayet başlayalı." filan dedim.
"Deniz havuz tetiklemiş, vardı herhalde" dedi.Yıkıldım!
Beni başka odaya götürdüler. "Yat." dedi hemşire. Hemşire de diil, oradaki kayıt memuru! Yattım, kulağıma bir şey damlattı ve ben bittim!!
Allahım o ne şey öyle yaa! Bak anlatırken bile tüylerim diken diken. Fokur fokur kulağım böyle. İçerde parti veriyolar sanki. Roman mahallesi toplaşmış da dokuz sekizlik kopuyolar kafamda!
O bittikten sonra diğer kulağa da aynı işlemi uyguladılar ki bu daha beterdi. Zira sağ kulağımdı iflas olan. Ama beni bu fokurtular değil de memurun sonraki hastaya: "Siz biraz bekliceksiniz, hastamızın kulağı pismiş biraz." şeklindeki bilgilendirmesi bitirdi! Rezaletin daniskası! Pismiş! Sensin pis,pis karı! Ben kulağıma iyi bakarım bi kere! Havuz suyu kurbanı olmuşsam suçum ne! Kulağıma damlattıkları şey de oksijenli suymuş.Teallahım!!
Neyse işte böyle. Artık 20 günlük bir damla maratonu beni bekliyor.Bi de içeri su girmicek.Bak onu nasıl becericem onu ben de bilmiyorum...

15.7.10

Havaya Uçtuğum Gün vol. 1


OLDU LAN! Valla oldu! Ahanda oldu! Çok pis teleloy diye hoplayıp zıplayasım var blog! Tıp tutturacak başarı sırasını elde ettim! Var ya kopuyorum böyle durup durup...Suratımda mütemadiyen bi sırıtma var.En salak şeyler bile Ata Demirer esprisiymişçesine koparıyo beni.Hayat güzelleşti birden. Gök mavi,güneş parlıyo,etraf kelebeklerle doldu adeta.
Gece uyuyamadım heyecandan.Adreanalin patlaması yaşadım. uyuyayım diye alkole vurdum ama bana mısın demedi! Anca sabaha karşı 5'te sızmışım.9'da da uyandım.O bir buçuk saat geçmek bilmedi!
İçimde sürekli bişi vardı böyle."Var ya geçen seneki gibi olcak.Sıççam bak. Olmadı genetik yazcam.Of ya o da olmazsa.Aman hiç olmadı biyoloji okurum.Yaa of tıp olsun.Bohuuu!" moddaydım. Beynim her türlü senaryoyu yazıp,yönetim,oscar törenine sundu ki bunda biyolojiyi 8 yılda bitirip,senden bi b*k olmaz denerek işe alınmamam,bunalıma girip hastane basmam ve oracıkta kafama sıkmamla biten senaryo takdire şayandı ki ödülü de o aldı.
Sonuçların açıklanmasına 3 dk kala kalbim artık enfarktüs ( Havalı di mi? ) geçirecek kıvama gelmişti ki ekranda T.C. kimlik no gir kutucuğu ile gönder butonu belirdi. Sayıları yazdım ve BUM!!
"İlk 5000'deysen tıbbı kazanırsın." mantığım devreye girdi ve ben havalara uçtum.İçimde ege olmaz ama gibisinden bi burukluk oluştu;ama olsun.Onun dışında bir sürü yer tutuyo. Puanlar düşçek diyolar-gerçi her sene diyolar- ama bakalım belki de Ege'ye kapak atarız.
Yanlız bi de dün arkadaşlarla gezerken eski bi kitapçıda bi kitaba gözüm takıldı onu aldım elime ki altında bi kitap vardı. "Tıbbi İngilizce" Malum mu oldu ne? Aldım hemen.Gerçi Türkçe okucam sanırım ben;ama bulunsun neme lazım...

...

.....

...

...

Yorumlar....

Yorum.