tatil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tatil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26.2.13

Kafa Boşaltmaca vol. 11

Çok uzun zaman oldu yazmayalı sana blog. Gastrointestinal komitesi geçti,yazmadım,sezen aksu konseriAradan koskoca (!) 2 hafta tatil geçti yazmadım.2. dönem başladı ben yazmadım....Peki neden yazmadım? Dinlendim blog. Çok yorulmuştum. Dinlendim. Aslında keşke yazsaymışım diyorum şimdi o zaman kafam rahatlardı;ama işte üşengeçlik başa bela blog. Hadi başlayalım!

GİS Komitesi

Genel cerrahi okumak istediğimden sindirim sistemi hep ilgilendiğim sistemlerden olmuştur blog zira genel cerrahinin işi onla. Yemek borusu,mide,bağırsaklar,rektum,karaciğer,pankreas,safra kesesi...Açıkçası vücudun % 60ından fazlası bu komitedeydi resmen. Onun için sevdiğim bir komiteydi. Hocalarımız da bu komite çok iyiydi açıkçası -sanki diğerleri kötüymüş gibi!- ama gel gör ki bu komite de notlar berbattı! Geçen senenin hiçbir notuyla tutmuyordu ve o iyi hocalarımız slayt bırakmıyordu. Derslere devamlı girdim. Slayt,not,kendi yazdıklarım...bir ton şeye çalıştım. Ala ala 63 aldım.
Oysa sınavdan çıkışımı görmeliydiniz. İlk kez "Oha,çok iyi geçti sınavım!" diye çıkmıştım. Lanet olsası 2.5 sene boyunca öğrendiğimiz "erken konuşma" kuralını bozmuştum. Sonuç 63 oldu.
Sorular çok zor değildi bana göre ama çıkan herkes "Çok zordu." diye çıkınca beni bir şüphe almadı değil ama işte o an insanın aklına gelmiyor böyle şeyler işte. Psikolojik bir savunma mekanizması herhalde.
Şimdi Genitoüriner sistemdeyiz...Kadın-doğum ve börekler yani =) Bakalım belki bunda şans güler yüzüme...

Sezen Aksu!!!!!

Komite biter bitmez tüm sınıf arkadaşlarım Ankara'dan kaçarcasına memleketlerine tüydüler;ama ben 2 gün daha kaldım blog. Sebep? Sebep Sezen Aksu konseri!!!!
Taaa 7 Ocak'ta almıştık daha biletlerimizi ki o an bile zar zor yer bulmuştuk. Boru değil sonuçta. Sezen Aksu yani!
Konser Congressium Ankara'daydı. Muhteşem bir gece geçirdik arkadaşlarla.
Salon muhteşem güzeldi. Belli bir eğimle yerleştirilmesiyle koltukların en arkalardaki insanların bile görme sorunu yoktu. Ses sistemleri,akustik çok iyiydi.



Ama iyi olan...çok iyi olan...muhteşem olan...tabi ki Sezen Aksuy'du. Yaklaşık 3 saat sahnede kaldı ve Sezen Aksu klasiklerinden muhteşem bir ziyafet verdi salondakilere. Bu ziyafet sadece şarkı anlamında değil espriler bazındaydı da....Sahnede inanılmaz komik biri Sezen Aksu. Kırıldık gülmekten deyim yerindeyse.

Ama şunu anladım ki doğru insanlarla gitmek lazım konserlere blog. Misal: Esra ve ben Sezen Aksu şarkılarıyla kendimizden geçip yerimizde duramazken Haticegül telefonu düşürmüyordu ve neredeyse uyuyordu ya! Oğuzhan desen konser değil de "2. Dünya Savaşı: Soykırım ve Ötesi" adlı bir belgeseli izler bir ciddiyetle elleri kavuşturup izledi konseri! 2. bölümde yerleri değiştirip yanyana gelince Esra'yla koptuk ama...

Sezen Aksu kadar vokalistleri Nurcan Eren ve Cihan Okan da sesleriyle salonu büyülediler. Gecenin en gözlerimi yaşartan olayı ise ön sıralarda olanların yazdıkları mektupları Sezen Aksu'ya verip ona dokunma ayrıcalığına sahip olmalarıydı.

2 Hafta Tatil!!

Sezen Aksu'nun ardından tatilim başladı ve İzmir'e gittim sonunda blog. Sınavdan hemen sonra olduğundan tatilde herhangi bir şeye çalışma zorunluluğum olmadığından sadece yattım blog! Ultimate bir şekilde yattım hem de! 1 hafta boyunca ailemleydim. Babamın ameliyatından dolayı izin alan annem, okulların tatil olmasından dolayı da kardeşim ve ablam da evdeydi. Eniştem de nöbetleri elverdiğince bizimleydi. 1 hafta boyunca her gün "pazar kahvaltısı" ettim. Türk kahvesi içip televizyonda zap yaptım. Olabildiğine dinlendim ve çok iyi geldi blog. Resmen tatile ihtiyacım varmış. Laçka olmuş sinirlerim bir toparlandı,bir kendine geldi.

Diğer haftayı ise arkadaşlarımla geçirdim. Lise arkadaşlarımla buluştum. Onları bu kadar özlediğimi hiç farketmemiştim ve yıl oldu görüşmeyeli ama okulu asıp da kordona gitmişiz sıcaklığındaydık resmen.
Gerçek arkadaşlıklar uzun süredir görüşmeseniz bile görüştüğünüzde kaldığınız yerden devam edenler demekmiş,bunu anladım.

Gizemlerde kaldık bir gece. Ahmet,Ece,ben ve Ece'nin abisi Mehmet. Hep beraber güzel bir gece geçirdik. Kutlayamadığımız doğum günlerimizi kutladık bir pastada.

O gecenin gözlerimi yaşartan olayı ise koskoca Bornova'da Kipa Ekstra açık olmasına rağmen "Jello Shot" yapmak amaçlı jöle bulamamış olmam! Bütün dükkanlarda olan 5 temel şey vardı öğrenciler için: Makarna,konserve doğranmış domates,tuz,peçete,kondom!

Buradan esnaflara sesleniyorum: Yapmayın canlar! Bu kadar market odaklı olmayın!

 Dönüş

Her güzel şeyin bir sonu var tabi haliyle blog. Sonuçta "Karma is a bitch!"

Ankara'ya döndüm ve yeni komiteme başladım...Daha yazacağım bir ton şey var aslında ama o da bir sonraki yazıya artık....

17.1.12

Depresif Mod!

Biliyorum uzun süredir yazmadım blog.Aslında yazmadım değil,yazamadım. Zira üzerimden bir hayvani 2 komite geçti. Zaten kas ve periferik sinir sistemi sınavımın kötü geçtiğini söylemiştim hatırlarsan.Üzerine hemen nöroloji -resmi adı: merkezi sinir sistemi- komitesi gelince ben iyice bi battım.

Yok böyle bir komite blog. Bak açıklanalı kaç hafta oldu -1- hala etkisi üzerimde! Hayatımda aldığım en kötü notun 10.sınıfta Coğrafya'dan aldığımı düşünürsek -45- nörolojiden 37 almam bildiğin şşşt moriyelellli yar yila lililom hesabı koydu bu bünyeye...

Korkunçtu! Sabah 8.40'tan akşam 17.30'a kadar ders. Paso lab! Çok zor.Hiçbir şey anlamıyorsun. Son haftalara doğru bir şeyler oturuyor ki anatomi bitiyor fizyo bastırıyor! Göz,kulak cabası! Zamanın yok,yetiştiremiyorsun!

Sinir hastası oldum yeminle. Gözüm seğiriyor 2 aydır sırf şu komite yüzünden. Yazaymıyorum resmen şu an aklıma geldikçe delleniyorum...Ooof of...

Bilgisayarım da bozuldu zaten. "L" tuşu basmıyor.

Tatil gelsin artık blog...

22.7.11

Kafa Boşaltmaca vol. 5

Eveeet sayın okur, uzun bir aradan sonra “Kafa Boşaltmaca” serimizin 5.siyle karşınızdayım.

Efenim, öncelikle “Kafa Boşaltmaca Seri”sinin nasıl, ne amaçla, neden yahu neden?!! yazıldığından; niye böyle bir seriye ihtiyaç duyulduğundan bahsetmem yerinde olacaktır sanıyorum.

Efenim, bendeniz her yazımda genellikle bir, iki - taş çatlasın-  üç konuda kendimce düşündüklerimi, yaşadıklarımı anlatır, böyle gül gibin geçinip giderim kendimle. Ancak bazen öyle bir an gelir ki uzun süre bloga bir şeyler yazacak zaman bulamam ve yazacağım konular birikir de birikir kafada - lan sanki 40 yıllık yazarım ne birikicek di mi!- aman işte eğer yazmayı seven bir insansanız bilirsiniz bir şey olur “Bunu yazmalıyım bloga!” diye düşünürsünüz ya da ben düşünürüm şimdi ne yalan söyleyeyim.Velhasıl kelam böyle birikince şeyler ben de bunlar için teeek tek tek uygun başlık bulmaktansa "Kafa Boşaltmaca" başlığı altında toplarım bunları. Neler yaşamışım, neler düşünüyorum,  geyik neyin bu yazıların altındadır.

Allah alllaaah! Amma ciddi giriş yaptım yahu. Edebiyat parçalamaya çalışmışım ama edebiyat beni parçalamış gibi olmuş azıcık. Neyse gelelim konularımıza...

LAN!!! 1. sınıfı geçtim oğlum lan! Teleloyyyyy =D Ama geçene kadar da anamız ağladı yaa sorma okur...Bir final çalışmam var ki ne sen sor ne ben söyleyeyim. Kapandım yurda. Paso dizi izliyorum! Allahım lan final var. Girecek kök gibi 4 komite! Ben oturmuş “Heroes” izliyorum! Hay bin kunduz! Sanki koca yaz durmuyormuş gibi sen kalk indir Heroes’un izleyemediğim son 3 sezonunu, aç, izle.  Başlıyorum. “Dur şu bölüm bitsin,”Aman bu bölümden sonra söz bakteri bakacağım.” , ”Ama çok heyecanlı yerinde kaldı bu bölümden sonra söz biyokimya bitecek!” filan… Zor çalıştım resmen finale yaa.”Hayır nereden çıktı bu dizi sevdası?”, “Hani senin internetin kahnı kalıntısı hızındaydı?” gibi sorular geliyordur aklınıza sanırım ki gelmeli de; ancak şu zalım – zalim değil! zalım!- Hacettepe her türlü bölümün sınavlarını erken erken haziranın başında yapıp - ki hazırlık okuyan arkadaşım bildiğin mayısta evine gitti!- bizimkini haziran sonuna koyunca bizim oda boşaldı tabi! Bi tıp okuyan arkadaşım bi ben kaldık odada ki o da kütüphaneyi mesken bellediği için odada ben yalnız… Açıyorum interneti, dönem içi 5 kb/sn hızla indiremeyip can çekişen hız 500’lerde 600’lerde geziyor.

 Ama şimdi sorarım sana okur! Bu hızda dizi indirilmez de n’apılır!Evet ben de yaptım işte. İndirdim ve izledim. Pişman değilim!Yine olsun yine yaparım!Ama sonunda geçtim ya o da bişi =D

Duyuruyorum: Evlendim!

Neyse bu sınav teranesi bitince biz tabi aldık soluğu sokaklarda. Amaç: Ev bakmak!
Gez Allah gez, gez Allah gez o sıcakta… Sokak sokak sahibinden, emlaktan ne verdiyse Allah baktık; ama bulamadık pek bir şey tabi. Herkes bavul mavul topluyor, evine gitmeye hazırlanıyor. Biz hala Ankara’da kısılı kalmış vaziyette ev bakıyoruz. Sonra bulduk evimizi. 3 arkadaş çıkacağız. Büyük, ferah bir ev. 4. Kat, ışık alıyor filan. Ev işte… Okula yakın olması ise onun evden çok parti sığınağı gibi kullanılabilitesini arttırsa da gayet uygun bi yer. Zira gezdiğimiz yerlerle karşılaştırılamayacak bir halde. Hele gazinoların üzerinde gezdiğimiz bir evi düşününce “Oha lan 4 ayak üstüne düştük.” diyor insan. İşte Perşembe günü gideceğiz bakalım ev toplamaya filan.
Henüz daha hangi odayı alacağıma karar vermedim. İki büyük bir de küçük oda var; ama sanırım küçük odayı alacağım.Bir de büyük odaların temizliği, döşemesiyle filan uğraşamam. Zaten minimalist (!) bir insanım. Küçük odayı severim =D Maksat kavga çıkmasın…

Stajımı da yaparım acımam!

Ankara’ya gittiğimizde 4 gün filan ev ile uğraşacağız ondan sonra da zaten Histoloji stajım başlıyor. Histoloji efenim , doku bilimi. Dokuları neyin inceliyorsun böyle mikroskop altında rengarenk filan. Hoş, görsel bir şey. “Bari,” dedim “birçok arkadaşımın aksine klinik bilimde değil de temel bilimde yapayım da bu sene öğrendiklerimi filan kullanırım”. İnşallah iyi geçer. Zira geçen senemizde histoloji hocaları azcık kök söktürmüştü dönemimize. Ama laboratuarda daha bi uysal daha bi sakin işte sıcaktan da “Amaan sıcak zaten uğraşamam senle git başımdan” moda girip beni serbest bırakacaklarını düşünüyorum.  Bir arkadaşım tıbbi biyolojide stajını yaptı ve gayet memnundu. “Bayağı bir şey öğrendim. Bol bol pratik yaptım filan.” dedi inşallah benim de öyle olur.

Harry Potter da bitmeyeydi iyiydi…

Anam! Dün Harry Potter’a gittim! Oha yaa bildiğin bitti =( Ben ki Harry’e kendini adamış bir insan için bunun ne büyük bir trajedi olduğunu çoğu insan anlamaz =(

Şimdi gelelim film eleştirilerimize. Yani bundan önceki 7 film bana öğretti ki kitabı filmde birebir beklemeyeceksin arkadaşım! Yok! Olmuyor! O yüzden eğer böyle bakmazsan olaya film gerçekten iyi olmuş! Senaryoyu değiştirmeleri filme bol aksiyon katmaları iyi olmuş; ancak Dumbledore ve Harry’nin ilahi sahnede konuştukları çok az ve yavan kalmış. Halbuki orada Dumbledore, tüm serinin her şeyini olduğu gibi anlatıyordu. Her şey orada netlik kazanıyordu.

Bir diğer üzüldüğüm şeyse ölümlerin kitapta o kadar dramatik olmasına rağmen filmde üzerinde durulmadan pat pat geçilmesiydi. Yazık oldu Fred’e….

Onun dışında filmin 3 boyutu berbattı! O kadar iyi bir 3D film çıkarabilecek bir potansiyel varken bu denli kötü bir 3 boyut bize baş ağrısından öte bir şey vermedi.
Ama Hogwarts savaşı efsaneviydi.Ve McGonagall’ın Snape ile düellosu! Ve tabii ki de Mrs. Weasley-Bellatrix düellosu!

Sonuç olarak beğendim ama Quiddtich sahasını yakmasalardı iyiydi….

Tatil tatil diye nicesine sarıldım….

Bir de bu arada tatil de yaptım sayın okur. Zaten bir aylığına gelmişim İzmir’e dedik bi de denize filan gidelim.  Didim’de ev tuttuk. Havuz, deniz, güneş filan…
Gerçi sıcaktan bunalıp klimanın altında yattığımız saatler de azımsanacak miktarda değildi; ama yine de güzeldi. Maaile hep beraberdik. Kalabalık, ergen kuzenlerim filan…İngiliz komşu ile konuşma çabalarım bile sonuç verdi inanır mısınız facebooktan ekledi kadın beni. Artık ne konuşacağız bilmiyorum…

Döndü,döndü,döndü…

Geçen sene Macaristan’a giden arkadaşımı hatırlarsınız: Cansu. Geçen gün Türkiye sınırlarına giriş yaptı kendisi. Ama şu an Bandırma’da, bir akrabasının yanında. Şimdi bu konuda sevinmem gereken:  Kız ,ilk senesini bitirdi, sağ salim döndü.Üzülmem gereken: Kendisini sadece 2 gün görebileceğim zira Ankara yolları taştan bendenize. Belki o Ankara’ya gelir de biraz daha görüşürüz yoksa teeee seneye, yaza göreceğim kızı =(

Başka daha çok var yazacağım şey aslında blog; ama o da başka “kafa boşaltmaca”ya artık. Haydi kalın sağlıcakla….


14.1.11

Okumalık...

Yine normal insanların oturum organlarında pirelerin halay çektiği saatlerde yakaladı ilham perisi şu gariban bünyeyi sayın izleyen .Allah allah,cümleye bak.Sanat yapıcam diye k*çını yırtmış yazar cümlesi yemin ediyorum; ama konumuz bu değil.Şşşş!

Aslında konumuz da yok yani, öyle "okumalıh" bi yazı yazayım dedim gecenin köründe -gecenin körü?-

Öncelikle iyileştim sevgili okur. Yani dokularım birbirleriyle anlaşmaya başladılar. Gerçi burun mukozasında ufak tefek anlaşmazlıklar oluyor, olmuyor değil ama en azından ses tellerim bana biata geri döndüler.

Efenim,malumunuz -nerden malum olacak ama di mi? Neyse - okullarda bi finaldir bi sınav havasıdır aldı başını gidiyor ki şu noktada etrafta etekleri tutuşan öğrenci populasyonu artmakta. Ama bir güruh var ki gözlerden uzak.Aman aman evlerden ırak. Kimler mi bunlar? Hazırlık sınıfı öğrencileri!!!

Bitti! Bitti oğlum lan! Oda arkadaşım hazırlık okuyan şahsiyet,dün akşam topladı bavulunu,pılısını pırtısını evine gitti. Hemi de 40 küsur günlüğüne. 40! Oha! Benim tatilim hafta sonunu saymazsan 11 gün lan! Şaka gibi! Ama işte,giden gidiyor ve sen de mal gibi bakıyosun arkasından hasetin içinde.

Onun dışında bu haftadan bahsedelim biraz. Bu haftanın en heyecanlı olayı sanırım şurada bahsettiğim hasta görüşmemin kayıtlarını izlememiz. Bu oturumda videoları izleyip birbirimizi "Olmuş olmuş.Daha ne canım" "Güzel olmuş yaa, yeterli bence." "E ama hasta dandik!" şeklinde yağlama ve avutma içerikli konuşmalar eşliğinde eksiklerimizi gördük(!) Ve ortak karar şu: Benim hastam psikopat.

Adam sırf bende değil, diğer hiçbir doktorda -Allah söyletti valla- konuşmamış. Hele bir arkadaşa baş hareketleriyle filan cevap veriyor.O derece. Benim videoyu görmelisiniz ama!!

Zaten kaçırmışım kaydımı,sonradan yalvar yakar almışlar beni.Ben daha ne yapacağıma karar veremeden sen adam soktu beni palas pandıras odaya ki videonun başındaki o deli dana misali ortalıkta kalem kağıt aramam
hocanın dikkatinden kaçmadı.

Nasıl uzun video nasıl uzun! 7-8 dk! Milletin 3 dk civarlarında olduğunu düşünürsek bayıldık izlerken,bitsin artık noolur diye. Ne sormuşum adama ama bi görseniz. Bildiğin beyin tümörü tanısı koyucam,o derece.

Bi salaklığımı da farkettim.Onu bari yapmayayım haftaya. Adama ilaç kullandın mı diye sordum o da "Hayır." dedi tabi. Sonra birkaç soru daha...Sen yine ilaç kullanıp kullanmadığını sor ben! Allahtan hemen çevir sen onu, reçetesiz ilaç diye -işte vermidon olsun,aspirin olsun filan diye. Öyle yırtmışım.Yoksa rezil yani.

Bi de sonunda kısa oldu biraz demiyo muyum! Al, baltayla kes beni!

Bakalım gelecek haftaya n'olcak? Bu sefer bilmediğimiz bir hastalıkla gelecekler ki bakalım iletişimi her noktada tutabiliyor muyuz? Son görüşmemde samimi ol demişti. E ben de sarılıp yanaklarından şapur şupur öpmezsem!!

13.8.10

Tatil Fiyaskosu ve Başarı Hikayem

 Döndüm =) Geldim o bitmeyen tatilimden blog. Hemi de amele yanıklarımın üzerine bir sünger çekerek. Artık,kırmızı-bronz tonlarda kulunuzum şu vakit.
Döndüm,döndüm ama başıma da gelmeyen kalmadı blog. Şu dört gün neler oldu neler ki hemen yazayayım da rahatlayayım.
Her şey geçen cumartesi başladı. Ben evde her zamanki gibi gayet normal günümü yaşamış,caaanım ailemi beklemeye koyulmuştum. Anam,babam,kardeşim geldi ki ardlarından ablam damladı ve yüzünde de kocaman bir gülümseme...Ne dese beğenirsiniz? "Tatile gidiyoruz!!" Biz doğal olarak bildiğimiz bir şey olduğundan "Eee,biliyoruz.Didim bizi bekliyo." filan dedik ve ablam haberini patlattı."Didim'e deeiillll.Gümüldür'e gidiyoruz." Hoppalaaaa!! Nerden çıktı şimdi bu? Hani Didim'di. Hani hep gittiğimiz oteldi. Hani cıstak cıstaktı.

Efenim,olay şudur ki ablam,canım ablam, garib ablam,çilekeş ablam geçen hafta bir arkadaşı tarafından Ayvalık'taki kampa davet edilmiş,çadır kampında gayet iyi eğlenmiş,tesisten pek bi memnun kalmıştı. Bunun üzerine araştırmış ve bize ona benzer bir kamp yeri bulmuştu. Böylece konaklamaya minimum,eğlenceye maksimum  para harcayacaktık.
Hazırlandık. Bavullar,torbalar,çantalar ne var ne yok tıktık. 4 gün gidecez sözde ;ama gören evi terk ettik sandı. Eğer olacakları bilseydim yeminlen bi şort bi tişört giderdim!!!
Garaja vardık. Gümüldür otobüslerini bulucaz, diodum ki Gümüldür dolmuşlarını bulduğumuzu farkettim!! Dolmuş!Minik,ufak,minnacık,küçücük ve boyutla ilgili her türlü küçültme ekini alan kısalık belirten sözücükler.

Klimayı bırak, havalandırmayı geçtim, camları açılsa bari! Yanıma da oturdu  mu sana bi yarma! Hem de ne yarma ki düşünün beni cam kenarına sıkıştırabilecek boyutta! Beni...beni beni...100 kilo adamı!( Bak orda beni'de bihter sesi var ;) )
Bi de oturduğum yer güneş mi sana! Hoppaaa! Baygınlıklar geçire geçire çıktık yola. Gaziemir'e geldiğimizde de adam ağzına kadar dolu dolmuşa da adam almaya devam etti yaa!! Üstüste gidiyoz böyle sardalya konservesi gibi! Hava alamıyoz! Neymiş efenim,camı açarsa çocuklar hasta olurmuş terli terli! Lan kadın deli etme beni aç o camı! Cinnet geçirecem sonra hastalancak çocuk kalmıcak ortada!
Velhasıl kelam,şu stresli yolculuk için 3 kişi 27 lira ödedikten sonra o IQ'su 0-15 arası giden gelen şoför tabii ki de bizi yanlış yerde indirdi!!!İndirmese şaşardım!
Neyse telefon edildi Fikri Bey(!)'e ki yeri tarif edilsin de bulalım diye. Bu arada gideceğimiz yerin adı da Fikri'nin Yeri.
Adamın bize söylediği bir tek şey yok ortalıkta! Ne tansaş, görebiliyoruz ne denmar ne de herhangi bakkal dahil bi alışveriz merkezi.
O kadar eşya ile sürüne sürüne, diller dışarıda bi yere vardık. Direğin tepesinde "Fikri'nin Yeri" tabelasını görünce çölde su bulmuş bedevi kadar sevinmiştim ki vurgunu yedim!!!
Hem de ne vurgun! Ablamın,canım ablamın,garib ablamın, çilekeş ablamın bize bulduğu yer kelimelerin kifayetsiz kaldığı bir yerdi. Anlatılmaz,yaşanır bir yerdi. BERBATTI!!!!
Hayatımda gördüğüm en iğrenç yerdi! Fikri bey(!) ise hayatımda tanıdığım muhtemelen en berbat insanlar listesine hayli yüksek basamaklardan giriş yapmıştı! Evet 5 yıldızlı hotel beklemiyorduk tabi de bu kadarı da olmazdı ama!! Mutfak dolap var dediği kampın ortasındaki naylondan yerdi -ki etrafındaki tabak çanaktan anladım- Dolap dediği de barakaların önlerindeki paslı aletlerdi!!!Duş-banyo filan anlatmaya içim elvermez, veremez. Size bu kabusu yaşatamam sözcüklerle! Fikri Bey bi de utanmadan "Ee, insanlar mangal yapmaya geliyorlar." filan diyordu ki höh, dedim höh! İnsanda mide olur.Bu mu yani.

E tabi oradan kaçar adım uzaklaştık .Tabi hedefimizde ablam vardı. Yazık dokunsan ağlıcak modda. O ne bilsin böyle olduğunu.Safım, telefonda ne demişlerse inanmış. Nerden bilsin duşun ordaki bidon olduğunu.Veya dolapların tenekeden bozma paslı aletler olduğunu.

Neyse biz naapalım ne edelim derken tekrar Didim'de karar kıldık ve İzmir'e geri döndük. Dönüş gelişe göre daha sakin daha insancıldı. Kalabalık değildi dolmuş ve camlar filan püfür püfürdü.

Ablamla dalga geçerek de bayağı eğlendik =)

İzmir'e döndükten sonra tekrar otobüse atladık. İstikamet didim!. Tabi Pamukkale'nin o güzelim neoplanları cennet kaldı o dolmuşların yanında =D Film izleye izleye gittik ki ne oldu demeye varmadan Didim'deydik.

3 yıldır kaldığımız otele vardığımızda saat yediydi ve 4 günlük kısacık tatilimin 1 günü yollarda geçti.

Bunlar dışında tatil şahaneydi =) O club senin bu club benim gezdik de olan benim kulaklara, gözlere oldu. Su kaçan kulağım zaten sağırlığa meyilliydi. 4394894 desibel ortamda iyice gitti. Çözünürlüğü 0'a yakın olan gözlerimse o lazerli,flaşlı ışıklarla eksi piksellere düştü. Club en çok kardeşime yaradı,zira bi an bile yerine oturmadı hırtapoz! =)
Veee asıl bomba,bu sabah kahvaltıdayken ordaki bir konuşmaya kulak misafiri oluşumla geldi.
"Yerleştirmeler açıklanıyomuş bugün."
"Yaa evet seçil naaptı acaba?"
Hönk :S Ben bi kaldım. "Nası yaa? Gelecek cuma diil miydi?" derken ablamdan doğrulama geldi ki o da gazetede görmüş. Nasıl o bilgisayarı açtım nasıl girdim bilmiyorum ki evvet bee!!! Hacettepe kastamonu tıp kazanmışım!!

Nasıl sevindim nasıl sevindim anlatamam. Ayaklarım oturma organıma vura vura çıktım odaya ki telefonlar da gelmeye başladı. Tebrik edenlere çok teşekkürler =)



                         Böylece dönüş yoluna girdik ve şimdi evimdeyim.Home sweet home...

9.8.10

4 Gün 4 Gündür! Tatil time =)

Ve bu çocuk tatile gider =) Aah ah gönül isterdi ki şööyle, bir ay doya doya gitsin; ama bu çocuk abla-kardeş kurbanı ne yazık ki!

 4 gidecek bu çocuk ; amaaaaa o 4 gün bile yeter ona. Yanayım yeter yaa! Zira millet çukulanta çukulanta geziyo anasını satiim. Ben kaldım amele yanığı aralarında.!! Sokağa atılmış it yavrusu gibi tısıyorum yanlarında. Yoldan geçenler "Aha yanmamış lan bu eziikk!!Nıhıhıhhahaha" filan diyolar içlerinden hissediyorum.Bi ezen bakışlar,hor gören fısıldaşmalar. Var bunlar biliyorum!
Ama ben napiim ha? sorarım size! Anam babam işte,çalışıyolar. Kardeşim ablam desen ona keza! E yanlız da gidilmez. Eee? Sap modu açıp oturmak kaldı evde bana da haliyle.

 İşte,arada arkadaşlarla da gezmeye filan gittiğimde de gözümün nuru (!) amele yanıklarım oldu İzmir sıcağı katkılarıyla. Ha ben istemez miydim kolsuz atlet gibin şeyler giymeyi? Arkadan ip gibi olanlardan. Ama istenilenle olan olmuyo ne yazık ki sayın izleyen. Zira şu narin (!) vücüdümde nasıl duracağını düşünüyorum da...Aman aman evlerden ırak. Hayır, zaten amaç kamuya görüntü kirliliği olmasın.Yoksa tın yani.Giyerim.

Zaten şu aralar depresyondayım. Yolda kimi görsem eşkenar üçgen vücutlu yaa!! Saydım, 10 kişiden 6sı üçgen, 3'ü tığ gibi "slim" tabir ettiğimiz cinsten!  E kalan 1 de benim caaanım kaderdaşlarım camışgiller.
Ama ben diyeyim, size Amerikanın oyunları bunlar! Burger, Mcdonald's mahvetti bizi! Her ne kadar aşkından ölsem de... Kahrolsun ranch ve sarmısaklı mayonez!!!
Gümüldür'e gidiyoz bu arada. Ablam, canım ablam, çilekeş ablam bi kamp yeri bulmuş Fikri'nin Yeri diye. Başta bana yol kenarı restoranı gibi geldi ama..Gidenler beğenmiş. De lan ben napiim gidenleri, inşallah ben beğenirim. Gerçi bi şemsiyesi, bi şezlongu olsun yeter bana. Yanıma da aldım zaten Grange'ın son kitabını, bi de ekistıradan da çaktım yanına da Jeff Abbot'un "Panik"i. Ooohh değmeyin keyfime a dostlar...bi de kaybettiğim mp3üm olaydı yanımda, iyiydi ama..neyse olur o kadar diyerekten yazıyı sonlandırıyorum.Özleyin şu fani kulunuzu...

31.1.10

Yok Artık!!

Aynen öyle yok artık!!!Bi insanın üstüne bu kadar gelinmez ki ama herkesin bi dayanma sınırı var di mi ama!!!Sözde 15 tatilde ne var ne yok çalışılacak evde kitap kalmıcaktı,denemelerin biri gelicek biri gidicekti!Hayır, yok öyle bişey. Sebebi de ne? Hastalık!!!!evet,bildiğin dandik gip virüsü!!.Yetmedi mi?Onun üzerine de azdı mı sana teee ortokulda geçirdiğim akciğer iltihaplanmasının yıllık periyodik tekrarlanması! Günde 2000 mg antibiyotik bana mısın demiyo!   Öksürmekten kan geldi boğazımdan yaa! Türk filmi gibi!!!Yetmedi,onlar geçer gibi oldu,boynum da tutuldu mu sana!Allahım çıldırıcam!!!Sanki evren benim ders çalışmamı istemiyo!Şaka gibi.Zaten sinirim millete! Gittim dershaneye -tatilin daha 2. günü - dershanenin kütüphanesi hınca hınç!!Şaka gibi!!Millet bildiğin çalışıyo, ben? Nurofenle ayakta duruyorum!!!Ama onlara inat kazanıcam tıppı!!!!Görürler onlar!

...

.....

...

...

Yorumlar....

Yorum.