macaristan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
macaristan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16.4.12

Kafa Boşaltmaca vol.7

Bir "Kafa Boşaltmaca" ile daha karşındayım blog. Yine doldu tabii caaanım saksı. Haliyle boşaltmak gerekiyor azcık. Hadi başlayalım.

Vurgun vurgun üstüne...

Evet blog, bu komiteden de vurgun yemiş bulunuyorum. "Ah yine bana haram geceler" modu açtım ne yazık ki =( Zira 70 ve üzeri bir not almam gereken komiteden - Gastrointestinal Sistem - bendeniz 57 almış bulunmaktayım ki kendisi en iyi geçen anatomi sınavıma sahipti.
Ancak bu sefer vurgun hiç beklemediğim - tamam, yalan söylemeyeyim azcık da olsa beklediğim - fizyolojiden geldi!
İki adet hocamız var ki acımadan "Yahu yazık çocuklara, dur çok zor sormayayım sevinsin garibanlar" demeden ölümüne sınavı soktular! Diğer üçüncü hocamız ise - ki kendisi allahım allahım dünya tatlısı bir insan!- gayet makul ne zor ne kolay, bilgiyi ölçen sorular sordu.
Histoloji zaten komite boyunca çok iyi bir hoca olan, slaytları textbook tadında bir hocanın elindeydi ve kendisi gayet makul sorular sordu.
Anatomiyse - beni şaşırtarak - yapılabilecek sorularla doluydu...
Ah fizyoloji ah!
Neyse artık önümüzdeki komite endokrin ve ürogenital. Umarım bunda hayallerim suya düşmez...Yoksa...Yoksasını düşünmek istemiyorum...

X'elim Change'elim...

Vee sonunda SCORA X-Change çalışmalarıma başlamış bulunuyorum. Ne yazık ki hayvan gibi geç kalmış olarak...
Şimdi öncelikle "Ne ki bu?" diyen cümlelerinize bir yanıt vereyim.
Efendim SCORA X-Change bendenizin çalıştığı bir öğrenci topluluğunun -TurkMSIC (Türk Tıp Öğrencileri Uluslararası Birliği ) -
bir projesi.
Olay şu ki çalıştığım üreme sağlığı ve HIV/AIDS alt kolu bünyesinde insanlar değişim yaparak gittikleri ülkede üreme sağlığı ve HIV/AIDS ile ilgili konularda "Hacı bu ülkede işler nasıl yae?" gibi sorulara cevap arıyorlar.Yani o ülkedeki durumu öğreniyorlar vs.
Bu seneki tema Hacettepe için "Çocuk İstismarı" ve ben daha yeni prgram oluşturmaya başladım.
Teek teek tek anabilimdallarını gezip hoca bulmam gerek ve ne yazık ki hiçbir STK'dan geri dönüş alamadım. Üniversite bazlı bir program olacak yani =(
Tıp Tarihi ve Etik anabilimdalı tamam. Şimdi sırada psikiyatri,acil,halk sağlığı anabilimdalları var. Umarım doğru düzgün bi program hazırlarım.
Bana bi program lazım...O da bu hafta lazım...Poffff =(

Takılmayışlardayım!!!

Evet blogcuğum doğru duydun,takılmayışlardayım. Macaristan'daki arkadaşımdan aylardır direkt haber alamıyorum ki kendisi Facebook'tan Twitter'dan çıkmıyor. Ne mesajlarıma yanıt, ne yorumlarıma yanıt, ne paylaşımlarıma tepki! Bildiğin takmıyor beni ve üzülüşlerdeyim...
Kendisi sürekli ders çalıştığından bahsediyor ama görünen köy de kılavuz istemiyor...
Artı ben de sürekli der çalışıyorum!

Sinirimden bahsetmiyorum bile...



İstanbul Constantinopolis İstanbul

Haftaya İstanbul'dayım blog! Yani bu haftasonu. TurkMSIC'ın Nisan Genel Kurulu bu sene İstanbul'da Yeditepe Üniversitesinde gerçekleşiyor. Geçen GK Ekimdeydi ve Kocaeli'ndeydi. Çok eğlenmiştik. Bakalım bu seferki nasıl olacak?

22.7.11

Kafa Boşaltmaca vol. 5

Eveeet sayın okur, uzun bir aradan sonra “Kafa Boşaltmaca” serimizin 5.siyle karşınızdayım.

Efenim, öncelikle “Kafa Boşaltmaca Seri”sinin nasıl, ne amaçla, neden yahu neden?!! yazıldığından; niye böyle bir seriye ihtiyaç duyulduğundan bahsetmem yerinde olacaktır sanıyorum.

Efenim, bendeniz her yazımda genellikle bir, iki - taş çatlasın-  üç konuda kendimce düşündüklerimi, yaşadıklarımı anlatır, böyle gül gibin geçinip giderim kendimle. Ancak bazen öyle bir an gelir ki uzun süre bloga bir şeyler yazacak zaman bulamam ve yazacağım konular birikir de birikir kafada - lan sanki 40 yıllık yazarım ne birikicek di mi!- aman işte eğer yazmayı seven bir insansanız bilirsiniz bir şey olur “Bunu yazmalıyım bloga!” diye düşünürsünüz ya da ben düşünürüm şimdi ne yalan söyleyeyim.Velhasıl kelam böyle birikince şeyler ben de bunlar için teeek tek tek uygun başlık bulmaktansa "Kafa Boşaltmaca" başlığı altında toplarım bunları. Neler yaşamışım, neler düşünüyorum,  geyik neyin bu yazıların altındadır.

Allah alllaaah! Amma ciddi giriş yaptım yahu. Edebiyat parçalamaya çalışmışım ama edebiyat beni parçalamış gibi olmuş azıcık. Neyse gelelim konularımıza...

LAN!!! 1. sınıfı geçtim oğlum lan! Teleloyyyyy =D Ama geçene kadar da anamız ağladı yaa sorma okur...Bir final çalışmam var ki ne sen sor ne ben söyleyeyim. Kapandım yurda. Paso dizi izliyorum! Allahım lan final var. Girecek kök gibi 4 komite! Ben oturmuş “Heroes” izliyorum! Hay bin kunduz! Sanki koca yaz durmuyormuş gibi sen kalk indir Heroes’un izleyemediğim son 3 sezonunu, aç, izle.  Başlıyorum. “Dur şu bölüm bitsin,”Aman bu bölümden sonra söz bakteri bakacağım.” , ”Ama çok heyecanlı yerinde kaldı bu bölümden sonra söz biyokimya bitecek!” filan… Zor çalıştım resmen finale yaa.”Hayır nereden çıktı bu dizi sevdası?”, “Hani senin internetin kahnı kalıntısı hızındaydı?” gibi sorular geliyordur aklınıza sanırım ki gelmeli de; ancak şu zalım – zalim değil! zalım!- Hacettepe her türlü bölümün sınavlarını erken erken haziranın başında yapıp - ki hazırlık okuyan arkadaşım bildiğin mayısta evine gitti!- bizimkini haziran sonuna koyunca bizim oda boşaldı tabi! Bi tıp okuyan arkadaşım bi ben kaldık odada ki o da kütüphaneyi mesken bellediği için odada ben yalnız… Açıyorum interneti, dönem içi 5 kb/sn hızla indiremeyip can çekişen hız 500’lerde 600’lerde geziyor.

 Ama şimdi sorarım sana okur! Bu hızda dizi indirilmez de n’apılır!Evet ben de yaptım işte. İndirdim ve izledim. Pişman değilim!Yine olsun yine yaparım!Ama sonunda geçtim ya o da bişi =D

Duyuruyorum: Evlendim!

Neyse bu sınav teranesi bitince biz tabi aldık soluğu sokaklarda. Amaç: Ev bakmak!
Gez Allah gez, gez Allah gez o sıcakta… Sokak sokak sahibinden, emlaktan ne verdiyse Allah baktık; ama bulamadık pek bir şey tabi. Herkes bavul mavul topluyor, evine gitmeye hazırlanıyor. Biz hala Ankara’da kısılı kalmış vaziyette ev bakıyoruz. Sonra bulduk evimizi. 3 arkadaş çıkacağız. Büyük, ferah bir ev. 4. Kat, ışık alıyor filan. Ev işte… Okula yakın olması ise onun evden çok parti sığınağı gibi kullanılabilitesini arttırsa da gayet uygun bi yer. Zira gezdiğimiz yerlerle karşılaştırılamayacak bir halde. Hele gazinoların üzerinde gezdiğimiz bir evi düşününce “Oha lan 4 ayak üstüne düştük.” diyor insan. İşte Perşembe günü gideceğiz bakalım ev toplamaya filan.
Henüz daha hangi odayı alacağıma karar vermedim. İki büyük bir de küçük oda var; ama sanırım küçük odayı alacağım.Bir de büyük odaların temizliği, döşemesiyle filan uğraşamam. Zaten minimalist (!) bir insanım. Küçük odayı severim =D Maksat kavga çıkmasın…

Stajımı da yaparım acımam!

Ankara’ya gittiğimizde 4 gün filan ev ile uğraşacağız ondan sonra da zaten Histoloji stajım başlıyor. Histoloji efenim , doku bilimi. Dokuları neyin inceliyorsun böyle mikroskop altında rengarenk filan. Hoş, görsel bir şey. “Bari,” dedim “birçok arkadaşımın aksine klinik bilimde değil de temel bilimde yapayım da bu sene öğrendiklerimi filan kullanırım”. İnşallah iyi geçer. Zira geçen senemizde histoloji hocaları azcık kök söktürmüştü dönemimize. Ama laboratuarda daha bi uysal daha bi sakin işte sıcaktan da “Amaan sıcak zaten uğraşamam senle git başımdan” moda girip beni serbest bırakacaklarını düşünüyorum.  Bir arkadaşım tıbbi biyolojide stajını yaptı ve gayet memnundu. “Bayağı bir şey öğrendim. Bol bol pratik yaptım filan.” dedi inşallah benim de öyle olur.

Harry Potter da bitmeyeydi iyiydi…

Anam! Dün Harry Potter’a gittim! Oha yaa bildiğin bitti =( Ben ki Harry’e kendini adamış bir insan için bunun ne büyük bir trajedi olduğunu çoğu insan anlamaz =(

Şimdi gelelim film eleştirilerimize. Yani bundan önceki 7 film bana öğretti ki kitabı filmde birebir beklemeyeceksin arkadaşım! Yok! Olmuyor! O yüzden eğer böyle bakmazsan olaya film gerçekten iyi olmuş! Senaryoyu değiştirmeleri filme bol aksiyon katmaları iyi olmuş; ancak Dumbledore ve Harry’nin ilahi sahnede konuştukları çok az ve yavan kalmış. Halbuki orada Dumbledore, tüm serinin her şeyini olduğu gibi anlatıyordu. Her şey orada netlik kazanıyordu.

Bir diğer üzüldüğüm şeyse ölümlerin kitapta o kadar dramatik olmasına rağmen filmde üzerinde durulmadan pat pat geçilmesiydi. Yazık oldu Fred’e….

Onun dışında filmin 3 boyutu berbattı! O kadar iyi bir 3D film çıkarabilecek bir potansiyel varken bu denli kötü bir 3 boyut bize baş ağrısından öte bir şey vermedi.
Ama Hogwarts savaşı efsaneviydi.Ve McGonagall’ın Snape ile düellosu! Ve tabii ki de Mrs. Weasley-Bellatrix düellosu!

Sonuç olarak beğendim ama Quiddtich sahasını yakmasalardı iyiydi….

Tatil tatil diye nicesine sarıldım….

Bir de bu arada tatil de yaptım sayın okur. Zaten bir aylığına gelmişim İzmir’e dedik bi de denize filan gidelim.  Didim’de ev tuttuk. Havuz, deniz, güneş filan…
Gerçi sıcaktan bunalıp klimanın altında yattığımız saatler de azımsanacak miktarda değildi; ama yine de güzeldi. Maaile hep beraberdik. Kalabalık, ergen kuzenlerim filan…İngiliz komşu ile konuşma çabalarım bile sonuç verdi inanır mısınız facebooktan ekledi kadın beni. Artık ne konuşacağız bilmiyorum…

Döndü,döndü,döndü…

Geçen sene Macaristan’a giden arkadaşımı hatırlarsınız: Cansu. Geçen gün Türkiye sınırlarına giriş yaptı kendisi. Ama şu an Bandırma’da, bir akrabasının yanında. Şimdi bu konuda sevinmem gereken:  Kız ,ilk senesini bitirdi, sağ salim döndü.Üzülmem gereken: Kendisini sadece 2 gün görebileceğim zira Ankara yolları taştan bendenize. Belki o Ankara’ya gelir de biraz daha görüşürüz yoksa teeee seneye, yaza göreceğim kızı =(

Başka daha çok var yazacağım şey aslında blog; ama o da başka “kafa boşaltmaca”ya artık. Haydi kalın sağlıcakla….


24.8.10

Kafa Boşaltmaca vol. 3

Geldim blog geldim. "Sonunda sana da vakit ayırdım." demek isterdim; ama ne yalan söyleyeyim sana yazmamamın nedeni tamamen üşengeçlik blog. Evde yat yat Diyarbakır karpuzuna döndüm.

Gazetede yazıyodu İngiliz bilimadamlarının yaptığı araştırmaya göre - ki o adamları bulursam dövücem,en zırttan şeyleri araştırıyorlar- tembellik hastalıkmış. Evet! Biliyorum. Şekil 1-a ben işte! Yatmaktan başka bişi yapmaz oldum. Televizyon bile izlemiyorum internette girmekten ki Doktorlar neyin oynuyo tv.de o derece yani.
Neyse olan bitenleri yazayım ben. Şimdi şurada da dediğim gibi kazandım üniversiteyi blog =) Ama öyle kazanmakla bitmiyor tabi takdir edersin ki. Yok yurt başvurusu,yok kayıt evrakları,cartı curtu ooff uğraşçak bir sürü mesele var.

Hayır şikayetçi değilim uğraşırım da... Arkadaşım ota b*ka da site açılmaz ki! Yurt için ayrı site,öğrenci işleri için ayrı, üniversite için ayrı, üniversitenin kendi yurdu için ayrı, tıp fakültesi için ayrı, hazırlık sınıfı için ayrı...hangi birini takip edeceğimi şaşırdım. Tırsışlardayım bir şeyin kaydını kaçıracağım diye. Sürekli takipteyim anlayacağınız.

O değil, beni geçtim bi de kardeşimin duyurularını da takip etmek zorundayım. Onda hele hata yaparsam bir aile benim yüzümden hapiste yatar, bense mezarda...

Teyzeme geldim dün. Laptobumun kablosu bozuldu. Bizim ev sanal dünyadan koptu anlayacağınız. Onu tamire verdim. Kuzenlerim de bizde kalıyodu, onları evlerine getirrdim. E internet bizim evde olmadığına göre de kalayım dedim burada. Digitürk filan da var.Oohh paso House, Er, Three Rivers filan izliyorum...Nasıl mutluyum anlatamam.

Gelirken yolda açık parfüm satan bir dükkanın camında asılı olan iki kağıt dikkatimi çekti ve acı bir Türkiye gerçeğini gördüm. Kağıtta şu yazılıydı, varın yorumu siz yapın: "Rahmetli Bihterin kokusu geldi." Yanında da "Behlül'ün kokusu geldi" yazıyordu; ama diğerinin yanında sönük kalmış.

 Diğer bir şey...Kulağımda şimdi de iltihap çıktı. İyi mi! Geçen cumartesi nasıl ağrıyo,anlatamam! Çorbayla yaşadım bütün gün. Çenemi açamadım! Arkadaşın babasını arattım arkadaşa. "Antibiyotikle, majezik alsın." dedi de cumartesi her yer kapalı! Eczaneler majezik'in kutusunu göstermiyo reçetesiz! Neyse ki teyzemde varmış da o getirdi, içtim. Azaldı biraz ağrı . Pazartesi de ilk iş doktordaydım. Nur topu gibi bi iltihabım, bi de dış kulak yolunda ödemim var artık. Nasıl mutluyum nasıl!!! Aldım ama ilaçları.Yutup duruyorum. Damlalar filan gırla zaten söylemeye gerek duymuyorum. İyileştircem bu kulağı, kararlıyım.

Bi ara da göze gidicem. Yeni gözlük almalıyım.Öyle ya 300 kişillik amfide lazım ;)  Numarası mı değişmiş ne bi de kendi gözlüğümle göremiyorum, arkadaşın gözlüğü bi takıyorum dünya HD oluyo birden. Dişe de gideyim diyorum. Ankaradan önce revizyona girmek lazım yani.

Yaa bi de o var. 14'le 15'inde -sanırım- sınav var. İngilizce muafiyet. Ama atlayamayacağım  sanırım. İnternette sınav yapıyorumm hep " uppermediate " çıkıyor. Birinci aşama tamam da ikinci aşama giricek sanırım. Zira Hacettepe'nin sınavları da kazık hani.

4 Ekim'de başlıyormuş bizim okul. Arkadaş başka bölüm okuyor, "Bizim 20 Eylülde başlıyor.Off!" diyor. Yaa arkadaşım! 11 gün ara tatilim var benim ama!! Sense yatacaksın resmen!

Of bir de hazırlık Beytepe Kampüsü'ndeymiş ve aldığım istihbarata göre orası bildiğin, şehrin dışında Eskişehir-Ankara yolundaymış.Olmasa şaşardım zaten!

Bu arada yakın arkadaşım Macaristan hazırlıklarına başladı .Sordular buna "Ocak mı Eylül mü?" diye, bu eylül dedi!! Hoş, ocak dese de görüşemeyecektik; ama ne bileyim erken gibi. Gidecek orada tıp okuyacak. Uzmanlığı da alıp gelecek. O nasıl olacak anlayamadım bi türlü; ama öyleymiş. Gelecek yaz yanına gitmeyi düşünüyorum ama... Bakalım artık,kısmet...

Bu yazım dizi izlemeden geçti resmen! Sözde Supernatural bitecek, How I Met Your Mother'la kanka olunacak, House ezberlenecek ve bir sürü dizinin ağzından girilecek burnundan çıkılacaktı; ama ne oldu ne bitti bilemeden yaz bitt. ve ben bi b*k izleyemedim. Bravo bana!

Geçen Atv'de Çocuklar Duymasın'a rastladım. "Gülmem ki ben buna" dedim, " Eskisi gibi olmaz şimdi bu." Bu kadar yanılabilirim!!! Yarıla yarıla koptum var yaa! Süperdi yaa =) Pınar-Tamer ikilisi eski tadı yakalamışlar. Ama Selami'nin olmaması üzdü biraz. Yeni yüzler de vardı ve çok da güzel olmuş. İzlenilesi...

Bu arada kilo vereceğim ben, bak diyorum buraya. Ama nasıl, orasını bilmiyorum. Depresyona girdim yaa! Herkes üçgen vücut olmuş da bir ben kalmışım! Ankara'da spor salonu vardır herhalde. Gelecek yaz yakıcam lan ortalığı! Ankara! Wait for me babe!

Aa, bir de Inception'a gittim bir arkadaşla. Güzel filmdi. Alışılmadık tamam; ama haftalarca da bahsedilecek kadar değil bence. Ama görsel efektlere filan laf yok tabi. Oyuncular desen ona keza. Gerçekten iyi. İzlenilir yani.

Eh benden bu kadar.  Zaten öyle action bi hayatım olmadığı için de bu kadar çıkması bile şaşırttı beni aslında =) kendine iyi bak blog...

Not: Kafa Boşaltmaca serisi nereye kadar gidecek acep??

Not 2 : Bak bu da müzik.Ama alakası yok yazıyla öyle içimden geldi =) http://fizy.com/#s/1ahyun

5.8.10

Kafa Boşaltmaca vol. 2

Eveettt,bir yazıya daha başlamış bulunuyorum. Yalnızi şöyle bir sorun var ki anlatacak birkaç şey var ki birbirinden alakasız. E tabi bunları ayrı ayrı anlatmak isterdim;ancak şahsımın üşengeçliğiyle böyle bir şey mümkün olmuyor. Bu yüzden de bu yazının içeriği karman çorman bi şey olacak ki lütfen kınamayın şu üşengeç kulu.
Öncelikle tercihlerimi verdiğimi söyleyeyim. İlk 5 sıraya "İmkansızlar", sonraki 5 "Olabilir olanlar", ondan sonraki 202yeyse "Yok artık!Yuh! Kesin girersin ooluuumm" ları yazdım. Ama tabi ki de ÖSYM'nin bende oluşturduğu paronoyak ruhumdan ötürü sonlara da iki üç genetik serpiştirdim. Diğerleri tıp bu arada.
Gönül ister Ege olsun; ama Eskişehir olacak gibi.
Bi de insanlar var tabii. "Ee naaptın? Neresi oluyo? Başlara ne yazdın?" Ne yani 30'unu da sayayım mı? Töbe töbee. Hangisi olcak bilsem,o kadar uğraşıp da araştırmam di mi? Tek yazarım. Ama işte, insanları da mazur görmek lazım. Merak ediyolar sonuçta. Bi de arkadaşlar var tabii. Bi yandan da onlara tavsiye veriyorum.Güzin Abla modundayım azcık bu sıralar anlıcağınız.
Onun dışında Avatara gittik arkadaşlarla.Genel olarak kötü olduğunu duymuştum filmin,ondan beklentimi düşük tuttum; ama bi işe yaramadı. Sevmedim filmi. Bi de orjinali yoktu Türkçe dublaja gittik ki filmi berbat eden de buydu biraz da. Zira çocuk kopmuş onu bunu büküyo,heyecan dorukta, dövüş gırla gidiyo, millet yerlerde... kız geliyo bi "ang" diyo. Biz kopuyoruz!! Yani bi bak, bi izle di mi seslendirmeden. "Aang" "eng" diye telaffuz edilir. Ama bizimkiler "ang" dedikçe biz koptuk! Agni Kai(Agni kayi) yi filan "agni kie" diye filan okumaları da ayrı berbatlıktı. Ama asıl kötü olan su bükme hareketleriydi. Yaa çizgi filmde ufak bi hareket... hoop su elinde. Bunda iki saat dans ediyolar anca su yerden kalkıyo. Onlar su bükmeye çalıştıkça ben büküldüm oturduğum yerde!Afakanlar bastı.!Sonra Sokka! Onun aptal,komik,mızmız ama yeri gelince ciddi olması gerekirken filmde bi kasım kasım kasıntı yapmışlar, izledikçe sinirim bozuldu. Aang'in de neşe dolu,esprili,uçarı bi insan olması gerekirken saçma,ciddi bi kişilik yapmışlar ve Aang'i 9 yaşında çocuk canlandırıyo. E bu Kataraya aşık olacak filan. Katara büyük kalmış. O boyla nasıl öpçek kızı? Aklıma geldi bi de ona koptum. Ama Appa'yla Momo'yu süper yapmışlar,beğendim.
Bi de bu aralar millet peynir ekmek gibi yurtdışına gidiyo yaa. Az önce Amerika'ya gidecek bi arkaşımın veda partisi gibi bişeyinden geldim mesela. İnşallah oralarda çok eğlenir ve hayatının  en unutulmaz günlerini geçirir.
Başka bi arkadaşım da ÖSYM kurbanı olarak kendini Macaristan'a atıyo mesela ve kız utanmadan 6 yıl sonra çatır çatır uzmanlığıyla gelcek buraya.Bense TUS için dirseklerimi çürütmekle meşgul olucam.Gelecek sene kararımı verdim ancak onu yanındayım. Macaristan wait me baby ;)
Bi de çok ama çok utanarak yazıyorum şu satırları ama Çağan Irmak'ın izlemediğim filmine rastladım! Hem de ilk filmi. "Bana Şans Dile"
Allahım nasıl etkilendim anlatamam. Şimdinin genç yetenekeri daha çöm filmde gerçi ama hikaye çok güzel geldi bana. Ya da Çağan Irmak olduğu için öyle düşünüyorum ben, bilmiyorum;ama film düşüncelere itti beni.
Hakikaten filmdeki gibi en büyük korkularımızı,en kötü anılarımızı  anlatsak neler değişirdi hayatımızda?Daha mı iyi olurdu? Veya daha mı kötü? Dünya'yı değiştirmek elimizde mi? Ya da bi bağcığa mı bağlı hayatımız? Etkilendim anlayacağınız...Böyle salak salak şeyler kuruyorum ya neyse....ama izleyin tavsiye ederim...

İşte bu da filmin müziği sayın izleyici...http://fizy.com/s/102yqn

...

.....

...

...

Yorumlar....

Yorum.