arkadaşlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
arkadaşlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26.2.13

Kafa Boşaltmaca vol. 11

Çok uzun zaman oldu yazmayalı sana blog. Gastrointestinal komitesi geçti,yazmadım,sezen aksu konseriAradan koskoca (!) 2 hafta tatil geçti yazmadım.2. dönem başladı ben yazmadım....Peki neden yazmadım? Dinlendim blog. Çok yorulmuştum. Dinlendim. Aslında keşke yazsaymışım diyorum şimdi o zaman kafam rahatlardı;ama işte üşengeçlik başa bela blog. Hadi başlayalım!

GİS Komitesi

Genel cerrahi okumak istediğimden sindirim sistemi hep ilgilendiğim sistemlerden olmuştur blog zira genel cerrahinin işi onla. Yemek borusu,mide,bağırsaklar,rektum,karaciğer,pankreas,safra kesesi...Açıkçası vücudun % 60ından fazlası bu komitedeydi resmen. Onun için sevdiğim bir komiteydi. Hocalarımız da bu komite çok iyiydi açıkçası -sanki diğerleri kötüymüş gibi!- ama gel gör ki bu komite de notlar berbattı! Geçen senenin hiçbir notuyla tutmuyordu ve o iyi hocalarımız slayt bırakmıyordu. Derslere devamlı girdim. Slayt,not,kendi yazdıklarım...bir ton şeye çalıştım. Ala ala 63 aldım.
Oysa sınavdan çıkışımı görmeliydiniz. İlk kez "Oha,çok iyi geçti sınavım!" diye çıkmıştım. Lanet olsası 2.5 sene boyunca öğrendiğimiz "erken konuşma" kuralını bozmuştum. Sonuç 63 oldu.
Sorular çok zor değildi bana göre ama çıkan herkes "Çok zordu." diye çıkınca beni bir şüphe almadı değil ama işte o an insanın aklına gelmiyor böyle şeyler işte. Psikolojik bir savunma mekanizması herhalde.
Şimdi Genitoüriner sistemdeyiz...Kadın-doğum ve börekler yani =) Bakalım belki bunda şans güler yüzüme...

Sezen Aksu!!!!!

Komite biter bitmez tüm sınıf arkadaşlarım Ankara'dan kaçarcasına memleketlerine tüydüler;ama ben 2 gün daha kaldım blog. Sebep? Sebep Sezen Aksu konseri!!!!
Taaa 7 Ocak'ta almıştık daha biletlerimizi ki o an bile zar zor yer bulmuştuk. Boru değil sonuçta. Sezen Aksu yani!
Konser Congressium Ankara'daydı. Muhteşem bir gece geçirdik arkadaşlarla.
Salon muhteşem güzeldi. Belli bir eğimle yerleştirilmesiyle koltukların en arkalardaki insanların bile görme sorunu yoktu. Ses sistemleri,akustik çok iyiydi.



Ama iyi olan...çok iyi olan...muhteşem olan...tabi ki Sezen Aksuy'du. Yaklaşık 3 saat sahnede kaldı ve Sezen Aksu klasiklerinden muhteşem bir ziyafet verdi salondakilere. Bu ziyafet sadece şarkı anlamında değil espriler bazındaydı da....Sahnede inanılmaz komik biri Sezen Aksu. Kırıldık gülmekten deyim yerindeyse.

Ama şunu anladım ki doğru insanlarla gitmek lazım konserlere blog. Misal: Esra ve ben Sezen Aksu şarkılarıyla kendimizden geçip yerimizde duramazken Haticegül telefonu düşürmüyordu ve neredeyse uyuyordu ya! Oğuzhan desen konser değil de "2. Dünya Savaşı: Soykırım ve Ötesi" adlı bir belgeseli izler bir ciddiyetle elleri kavuşturup izledi konseri! 2. bölümde yerleri değiştirip yanyana gelince Esra'yla koptuk ama...

Sezen Aksu kadar vokalistleri Nurcan Eren ve Cihan Okan da sesleriyle salonu büyülediler. Gecenin en gözlerimi yaşartan olayı ise ön sıralarda olanların yazdıkları mektupları Sezen Aksu'ya verip ona dokunma ayrıcalığına sahip olmalarıydı.

2 Hafta Tatil!!

Sezen Aksu'nun ardından tatilim başladı ve İzmir'e gittim sonunda blog. Sınavdan hemen sonra olduğundan tatilde herhangi bir şeye çalışma zorunluluğum olmadığından sadece yattım blog! Ultimate bir şekilde yattım hem de! 1 hafta boyunca ailemleydim. Babamın ameliyatından dolayı izin alan annem, okulların tatil olmasından dolayı da kardeşim ve ablam da evdeydi. Eniştem de nöbetleri elverdiğince bizimleydi. 1 hafta boyunca her gün "pazar kahvaltısı" ettim. Türk kahvesi içip televizyonda zap yaptım. Olabildiğine dinlendim ve çok iyi geldi blog. Resmen tatile ihtiyacım varmış. Laçka olmuş sinirlerim bir toparlandı,bir kendine geldi.

Diğer haftayı ise arkadaşlarımla geçirdim. Lise arkadaşlarımla buluştum. Onları bu kadar özlediğimi hiç farketmemiştim ve yıl oldu görüşmeyeli ama okulu asıp da kordona gitmişiz sıcaklığındaydık resmen.
Gerçek arkadaşlıklar uzun süredir görüşmeseniz bile görüştüğünüzde kaldığınız yerden devam edenler demekmiş,bunu anladım.

Gizemlerde kaldık bir gece. Ahmet,Ece,ben ve Ece'nin abisi Mehmet. Hep beraber güzel bir gece geçirdik. Kutlayamadığımız doğum günlerimizi kutladık bir pastada.

O gecenin gözlerimi yaşartan olayı ise koskoca Bornova'da Kipa Ekstra açık olmasına rağmen "Jello Shot" yapmak amaçlı jöle bulamamış olmam! Bütün dükkanlarda olan 5 temel şey vardı öğrenciler için: Makarna,konserve doğranmış domates,tuz,peçete,kondom!

Buradan esnaflara sesleniyorum: Yapmayın canlar! Bu kadar market odaklı olmayın!

 Dönüş

Her güzel şeyin bir sonu var tabi haliyle blog. Sonuçta "Karma is a bitch!"

Ankara'ya döndüm ve yeni komiteme başladım...Daha yazacağım bir ton şey var aslında ama o da bir sonraki yazıya artık....

15.9.11

İlk Kadavram-İlk Telafim

Ölüyorum  blog. Bildiğin yorgunum.Hem de yorgun yani! Saf! Temiz! Uyusam Nirvana'ya otostop çekeceğim uykuluk bir yorgunluk. Sebebi ise açık: Formol!!

Evet efenim gün itibariyle ilk kadavramı görmüş,görmeyi bırak kesmiş bulunmaktayım. Şimdi ne alaka diyebilirsiniz ancak kendisinin şu yorgunluk ve uykudan sorumlu olduğunu size söyler,esenlikler dilerim.- bak yazarken bile esim esim esniyorum yahu!-

Şimdi, kadavranın -ki biliyorsunuz kendisi hakk-ı rahmetine kavuşmuş bir insan- öldükten sonra dokularının çürümesinin durdurulması için fikse edilmesi gerekiyor.Hah, işte bu işi formol nam-ı diğer formaldehit dokuların çürümesini önlüyor ve feci şekilde uyku yapıyor. Neyse...buraya sonra dönücez...

Öncelikle bunu anlattım ki neden anatomi labpratuvarında telafiye kaldığımı açıklamak kolay olsun. Off sayın izleyen! Anatomide telai lab.ına kaldım!!Hem de psi psine.Tamamen kendi aptallığımdan!

Şöyle ki anatomi laboratuvarı histoloji kadar olmasa da disiplinli bir lab. Masalara ayrılıyosunuz ve elinize veriyorlar kemikleri çalışıyorsunuz partnerlerinizle vs. Kural ise diğer masalara gitmemek!! Dınınınınnnn! Bendeniz an itibariyle bu kuralı ihlal etmiş bulunuyorum. Efenim hikayem şu:

İyi okumalar...

Kahramanımız 20 yaşlarında Hacettepe Üniversitesi Kastamonu Tıp Fakültesi'nde okuyan yakışıklı,boylu poslu,sevecen,arkadaş canlısı,güler yüzlü,zeki,çevik ve ahlaklı bir öğrencidir. O gün içindeki amacı iyi bir hekim olma yolunda mihenk taşlarından olan Anatomi dersinin lab.ında öğrendiklerini uygulamak ve ardından arkadaşının dersinin bitimini bekleyip arkadaşının dersi bitince de arkadaşıyla beraber pazara gitmektir.Gel gör ki kader adeta içkili bir eğlence gecesi alkolü fazla kaçıran sarışının ruju gibi yapışmıştır bu gencimizin yakasına.

Olayın başlangıcında gencimiz lab.a girmiştir ve kocaman sarı örtüyle kaplı bir şey görmüştür ve burna gelen formol kokusu az buçuk gerçeği söylemiştir kendisine. Kadavra!

Gencimiz çok da takmaz kadavrayı şöyle bir selam verir kendisine ve ondan en uzak köşedeki masasına -B4- Gider oturur. Arkadaşları gelir,atlaslar açılır,hoca gelir,kemikler verilir...

Gencimiz çalışır,çalışır, çalışır. Bu sırada hoca ile sohbet de eder ve kadavranın yeni geldiğini, elephantiasis (fil hastalığı) hastası olan bir kimsesiz olduğunu ve bu lab.dan sonra asistan hocalarca Mustafa Hoca önderliğinde deri ve yağlarının disekte edileceğini öğrenir.

Mustafa Hoca'nın, arkadaşı İzel'in yaz staj hocası olduğunu bilen gencimiz planını kurar. Ne yapıp edip işleme dahil olacaktır. Dersin bitimine 15 dk. kala gencimiz kemiklerle çalışmasını bitirmiş boş boş oturmaktadır,hoca da yanında...

Gencimiz yerinden kalkar ve arkadaşı İzel'e planından bahsetmek üzere 1. masaya- ki lab.ın en diğer ucu- gider. Arkadaşları, Hocası arkasından çaresizce seslenmektedir; ancak lanet olası kalabalık ve havalandırma sesleri gencimizin kulağını sağır, kadavra disekte etme aşkı ise gözlerini kör etmiştir.


Ve hikayemiz burada bir acı sonla tamamlanır. Kurallara uymayan gencimiz hunharca telafi laboratuvarı ile cezalandırılır;ancak yine de o lab.dan sonra kadavra disekte ettiği(kestiği) için mutludur...

Geriye ise son haftaki telafi lab.ı ve formolün bıraktığı uyku kalmıştır...

9.7.10

En Çok Eğlendiğim Gün Volume 1

Saat 4'e 10 vardı! Ve ben otobüse bindim. Hayır,5 dakikadır beklemiyorum ben o kahrolasıca otobüsü. Bildiğin 45 dakkadır ayakta dikilerekten o otobüs durağıyla bütünleştim. Hayır, arkadaşa da söylemişim bak ben buna bincem diye,ileride de o binicek hep beraber mutlu mesut gidicez;ama yok olur mu! Neyde şansım yaver gitti ki bunda gitsin. Hayır,anayola yürüsem arkadaşın beni bulamaması gibi bi sorun var.Telefonun da mesaj ayarları bozulmuş mu! Hobeleyyy...Dünya'yla iletişimim kesildi. Biz Avea 5000 sms olmadan önce naapıomuşuz,bilmiyorum valla.
Neyse geldi sonunda lanet şey de bindim. Yolun ilerleyen kilometrelerinde de salak salak jestlerle duraktaki arkadaşımın ilgisini çekip aldım onu da otobüse,yanıbaşıma. İkimiz de siniriz;çünkü 5te buluşacağımız yere saatin 5'buçuk olmasına rağmen,bırak ulaşmayı daha yolun yarısındayız.
Neyse ki arakadaşlarla buluştuk ve Ece'ciğimin o sıcacık hareketleriyle unuttuk eshota dair tüm sinirimizi =)
Oradan geleneksel bir Kıbrıs Şehitliği turu attıktan sonra tabii ki de nereye gideceğimizi karar veremedik. Ama Güneş abimiz de pek bi yakıcı olduğundan oturduk Üsküdar Çaycısına...
İzmir'in sembolü olan bir yerde neden Üsküdar çaycısı var onu hala anlamış değilim;ancak soğuk içeceklerimizin yanındaki o sohbetimiz görülmeye değerdi. Aman sabahlar olmasın =)
Kahkahalarımız havalarda uçuşur,düşmanları çatıp çatım çatlatırkene arkadaşımızın mezuniyetini,diğer arkadaşımızın da aslında 3 yıl önce aldığı ehliyetini kutladık. Aman işte bahane olsun =D
Çevirdiğimiz tavlayı 1-1 tadında bırakaraktan burger'ın yolunu tuttuk. Damn fast food!!!
Lanet olsun ki diyet bozuldu,gitti,toz oldu,uf oldu sayın okuyucu. O güzelim king chickena eşlik eden ranch sarmısaklı mayonezle el ele verip benim yanlardaki simitlerde balayına çıktılar.İçtiğim resmi orta boy cola ile arkadaştan arakladığım gayriresmii büyük boy koladan ise haber alamadım. Kim bilir nereyi löpür löpür yağ yapçaklar.
Yanlız Burger'da sanırım karnın da doymasıyla olası kahkaha sayısı üçe beşe katlandı. Bunda,indiğimiz mahzen gibi yerin duvar dibinden orada kimse olmamasına rağmen üçer beşer çıkan insanların geldiği yeri merak etmememiz etkili oldu tabii.Zira Ece'yle o mahzen gibi yerin dibindeki oyun alanına bakıp gelme bahanemizin talihsiz bir biçimde yetersiz kalacağını tahmin edemedik. Rezil olduk bir grup ergene! Hele ki benim cümleyi duysanız gözleriniz yaşarır: " Hmm,oyun topu yokmuş burada.Tüh, çok da severdim!" Ve ben bittim...Ama hala çözemedik insanların geldiği yeri. Şüphelerimiz var: Acaba Kıbrıs Şehitli'ğindeki Burger, uzaylı üssü mü?? Araştırmalarımız sürecek...Bitiriciiim onları!
Daha sonra New York hayalleri başgösterdi ki foto da görülen kellemin ardındaki amerika görüntülerinin bunda etkisi var.
Daha sonra da kayış koptu zaten. Fotoğraf makinesi ortaya çıktı bi kere. Durulur mu! O mahzen gibi yerin ıssızlığından yararlanaraktan türlü türlü şaklabanlıklar yaptık ki emin olun hayatımda hiç bu kadar gülmemiştim ben. 4 kişiydik biz;ama kahkalarımız 30 kişilikti.
Burger'dan çıkarkense gördüğümüz insanın kız mı erkek olduğunu anlamadım. Bizim yaşlarda kısa saçlıydı ama kızı da andırıypdu ve bunu tam da düşünürken meğer 4ümüzün de aynı şeyi düşündüğümüz anlaşıldı ve bi posta da orada koptuk =)
Her şeyi konuştuk bugün.Terkedilenler,terkedenler,gelecek,amerika,tıp,matematik,New York,Adam Sandler,dandik ilişkiler,aldatma,erkeklere sövdüler,kızlara sövdük,güldük...çok güldük...Gözlerimiz yaşardı...
Oradan çıkıp Kordon'da Güneşi yakalamaca oynadık.Tabi salaklığımız üstümüzdeydi sanırım. Adam, sen gidip otuz metre öteden fotoğraf çekmeye çalışçağına deniz kıyısına gitsene! Di mi! Benim ki güzel oldu gibi ama arkadaşın biraz aralık kaldı eli.Amaaan salla, sanki gören gerçekten tuttuğumu sanıyo da...Ne farkeder...
Sonra kıçımızın yeterince ıslandığına karar verdikten sonra Kahve Diyarı'nda aldık soluğu. Şurada belirttiğim gibi o kahveler yine masaya geldi. Evet,ciddi ciddi gizli örgüt kurup kahve çekirdekleriyle ayin yapıcam...
Sonra kahvelerimiz geldi ki yemin ederim geçen içtiğim normal filtre kahveyle Yemen kahvesinin hiç bi farkı yoktu;ama öküz diiliz ya sustuk paşa paşa içtik.
O güzelim dakikalarımız mahveden demeyeyim de gölgeleyen iki şey oldu.Buradan onlara sesleniyorum.
1-) O güzel kırmızı doğanla Kordon'un önünden "Bak,benim öküz gibi ses sistemim var" dercesine bangır bangır geçen apaçi arkadaşım; sana sesleniyorum.Kes şunu yapmayı! Hayır biraz dikkat çekmek,azıcık bakışı üstünde hissetmek için binlerce küfür yemeye değmez ki kendimden biliyorum saydırdım sana ne yalan söliim!
2-) Yan masamızda oturan ecnebiilerin "double date" dedikleri çifte buluşmaya çıkmış emme basma tulumba arkadaşlarım. Gidin lutfen o mırçınızı evde yapın! Masalarımız arasında 10 cm varken o dillerin kavuşması midemi bulandırdı.Lütfen etrafa saygı,sevgi!

Oradan kalkınca da bilmem farkettiniz mi ama kesin etmişsinizdir;çünkü farkkedilmeyecek kadar küçük şeyler de diiller- İzmir'in dört bir yanında tasarım harikası inekler var.
Evet,itiraf ediyorum. Kıbrıs Şehitli'ğindeli Limon İnek! Onu evime götürmek istedim! Harika bişi yaa! Kimin aklına geldiğine bakmadım ama aklına gelenin iyi ki gelmiş. Bi de Cumhuriyet Meydanı'nın orada kahve fincanında yüzen inek.Sana ulaşmak için o kadar çile çektik;ama değdi.
Otobüsten seni görüp ilerideki durakta inelim dedik ama biz ne bilelim durağın zibilyon km ileride olacağını.
Ece'nin yürüyelim fikrini bertaraaf edip."Ne kızım,binelim tersine giden bi otobüse" Şeklindeki o harikulade fikri ortaya attım.Atmaz olaydım! Ben nereden bileyim 361'in en yakın durağının Behçet Uz hastahanesi olacağını! Hobaleyyy! Bi de oradan geri yürümek çıktı mı sana! Saat de yaklaşıyo 12ye. Lan otobüsü kaçıracaz derken kendimizi Çankaya'nın ıssız sokaklarında "Koş Lola Koş" filmivari bi yapılanma içinde bulduk. Ama değdi...Yani fotolara bakarsanız siz söyleyin değmiş mi diye =D
Sonuç olarak bugün en çok eğlendiğim günler listesine yukarı sıralardan giriş yaptı...Devamı da gelecek...

Şimdi ,günün içinden kareler var aşağıda =) Seviyorum ki ben onları yaaa =)


Şu yukarıdaki sahne çekilirken canımız çıktı.Gülmeden dur bi di mi!

Bu da koppuşlarımızdan bir kare...



Lİmoooooonnnnn!!!! Hastayım o limon ineğe!!


Ahanda kahvedeki inek! =)



...

.....

...

...

Yorumlar....

Yorum.