LYS etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
LYS etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26.1.11

TUS Dediğin Nedir Gülüm, Gelsin Onun Elinden Ölüm

Komiteye son 2 gün sayın izleyen...Yusuf yusuf'un dibine vurmuş durumdayız bizler ki sanmayın ben bu "yusuf yusuf forever" güruhunun dışındayım, tam tersi o güruhun kuruculuğunu üstlenip grubun vizyonu misyonu bölümlerini yazan kişiyim.Başkanım bi yerde.

Tamam, sulandırmayalım. Efenim şuradan ve şuradan bildiğiniz üzere bendeniz birinci komitede deyim yerindeyse - hiç bu kadar yerinde olmamıştı bu deyim- sıçtım! Vurgun yedim, örselendim,hor görüldüm, dağıldım, derbeder oldum, hayal kırıklığı yaşadım, depresyona girdim ve bir dolu daha umutsuzluk yayan kelime....

Geçen komitedeki başarısızlığı organik kimyaya- lanet olsun ona!!!!- ve ÖSS-YGS-LYS sisteminden -ki onlara da lanet olsun!- gelmiş şu bünyemin çözecek soru bulamamasına bağlamıştım. Ki bence hala öyle;ama durun burayı anlatmadan önce size tıp fakültesindeki işleyişi anlatayım.

Efenim, burada ilk günümüzde birinci sınıfta  - yaa daha körpeyiz, toyuz, çömeziz-  bize abilerimiz ablalarımz(!) dediler ki "Kitap almayın.Derslere gitmeyin. Notları okuyun, çıkmış sorulara çalışın. Yeter. Oh mis!"  Bizde tabi bi gözler kaydı, bi hülyalara daldık. Aslında ben dalmadım. Her derse gittim filan. Ama konumuz bu değil.

Burada bahsi geçen notlar...

İşte onlar iki kırtasiyenin ölümcül rekabetine istinaden çıkan hayat kurtarıcılar. Bunlara çalışıp düşük not alıyoruz öyle düşünün =D

Aman uzattım.Asıl konuma geleyim. Bu kırtasiyelerden biri -ki favori kendisi- işte bu gördüğümüz konulardan sorular filan çıkarmış; çalışsın çocuklar, maksat ülke tıbbına katkımız olsun fikr-i edasıyla(!). Aldık. Geri kalır mıyız? Kalmadık.

Ve diyorum ki iyi ki yapmışım. Allahım allahım, nasıl bir mutluluktur o, anlatamam size. Çözüyorum çözüyorum neşeleniyorum. Nasıl mutluyum nasıl...Sürekli suratımda salak bir sırıtış var yani o derece ve eğer şurada şu lanet YGS-LYS sistemine çalışan varsa şu yazıyı okuyan, yeminlen kıymetini bilin o soru bankalarının kuzucuklarım derim kendilerine.

İşte o soruların sonunda bi de çıkmış TUS soruları var. Ben onları çözdüm. Kolaylar. Cidden kolaylar ve çok salaklar. Hep aynı şeyi hem de ardarda senelerde sormuşlar. Hani ÖSS'de bile yapmıyorlar bunu.

Sen bunu görünce aldı mı bende bi TUS'u küçümseme, "Hıh! O da neymiş öyle,elimin kiri" modu. Çözüp çözüp daha bir neşeleniyor, çözüp çözüp daha bir küçümsüyordum ki sağımda anatomi çalışan 4 sınıfı, solumda patoloji bakan 5. sınıfı gördüm ve anladım.


TUS da bize girecek.... =(

31.12.10

Hadi 2011'de gidelim alayına!

Geçen sene yazmışım bunu bi tık 
Okudum tekrar ve aynen gerçekleştiğini farkkettim yazdıklarımın Müneccim miyim ne? =D
Bu sene de böyle olacak eminim; ama bu sefer bi fark var.Küçük bir fark; ama önemli de bir fark
Geçen sene YGS-LYS'ye hazırlanan, bir önceki senenin başarısızlığı üstünde, tıp aşkıylan yanıp tutuşan bir gençtim. Stresliydim,sinirliydim.Gereksizdi her şey. Test çözmeliydim.Ne yapacaktım ki?
Ama bu sene...bu sene istediğim yerde istediğim bölümü okuyorum. Mutluyum. Ailemden ayrıyım. Hüzünlüyüm ve farkkettim ki o midenin bozulması bile aslında hayatımdan çıkmasını istemediğim ayrıntılardanmış.
Belki gelecek sene gelemeyeceğim buraya(eve). Bu senelik programım uygun geldi; ama gelecek sene bakalım uygun gelecek mi?
İşte bu muammadan ötürü: Ailemleyim. Yeni yıl onlarla kutluyorum. İzmir Ankara geceleri aksın ben evimde akıyorum 2011'e =)

Hadi iyi yıllar. 2010 istediğimi verdi bana.Tıp fakültesine girdim.Umarım 2011 de ilk senemi bitirmemi sağlar. =)

16.8.10

Tatil,Bana Ne Yaptın!?

Her şey aslında kışın başladı. İzmir'de o soğukta yapabileceğim bi aktivite yoktu. Dershanede kafamızı sulandırana kadar ders çalıştıktan sonra tıpış tıpış eve gidiyorduk. Otobüsler de sıkıcıdır kışın ya,insanlar donar,üşür filan. O yüzden de koltuğuma pusar,sıkışır,ısı kaybını minimuma indirdikten sonra takar kulaklığımı açar müziği, biyoloji testi çözerdim.
Şimdi ne alaka di mi? Şöyle ki benim bu sağ kulak ağrımaya başladı. Böyle sızlıyo gibi. Arkadaşa söyledim "Doktora git!" dedi haliyle de bizde nerde o vakit! YGS,LYS kırmışız kafayı...
Önemsemedim ben de. Kulaklıkla dinlememe bağladım,biraz mp3'e ara verdim. İyileşti gibi.Üzerinde durmadım yani.
Ama ben nerden bileyim bu hain illetin dış kulak yolumda ilerlediğini,ürediğini,şehir altyapısı kurup koca koca gökdelenler inşa ettiğini!! Sarmış kulak zarımı pis mantar!
Şöyle ki şuradan malumunuz 4 gün görünümlü 3 günlük bir tatile gitmiştim. İşte orada deniz,havuz derken benim kulak haşat oldu tabi sudan,klordan,tuzdan...Nitekim bunlar da derinde yatan canavar mantar kolonisini harekete geçirmiş. Arkadaşıma "Kulağıma su kaçtı." dedim. O da "Yaa..." dedi. "Evet" dedim. "Babama geliosun hemen." dedi.
Gittim bugün yanına arkadaşımın babasının ki taptım adama!! Allahım nasıl kibar, nasıl profesyonel! İdolüm o artık benim! Bi de İzmir'in sayılı doktorlarından!
Neyse baktı doktor kulağıma bi boruyla-7 yıl sonra adını bilcem onun!- dedi mantar kaplamış kulak zarını. Ben bi kaldım "Hönk!" diye. "Nasıl yaa? 1 hafta oldu daha şikayet başlayalı." filan dedim.
"Deniz havuz tetiklemiş, vardı herhalde" dedi.Yıkıldım!
Beni başka odaya götürdüler. "Yat." dedi hemşire. Hemşire de diil, oradaki kayıt memuru! Yattım, kulağıma bir şey damlattı ve ben bittim!!
Allahım o ne şey öyle yaa! Bak anlatırken bile tüylerim diken diken. Fokur fokur kulağım böyle. İçerde parti veriyolar sanki. Roman mahallesi toplaşmış da dokuz sekizlik kopuyolar kafamda!
O bittikten sonra diğer kulağa da aynı işlemi uyguladılar ki bu daha beterdi. Zira sağ kulağımdı iflas olan. Ama beni bu fokurtular değil de memurun sonraki hastaya: "Siz biraz bekliceksiniz, hastamızın kulağı pismiş biraz." şeklindeki bilgilendirmesi bitirdi! Rezaletin daniskası! Pismiş! Sensin pis,pis karı! Ben kulağıma iyi bakarım bi kere! Havuz suyu kurbanı olmuşsam suçum ne! Kulağıma damlattıkları şey de oksijenli suymuş.Teallahım!!
Neyse işte böyle. Artık 20 günlük bir damla maratonu beni bekliyor.Bi de içeri su girmicek.Bak onu nasıl becericem onu ben de bilmiyorum...

15.7.10

Havaya Uçtuğum Gün vol. 1


OLDU LAN! Valla oldu! Ahanda oldu! Çok pis teleloy diye hoplayıp zıplayasım var blog! Tıp tutturacak başarı sırasını elde ettim! Var ya kopuyorum böyle durup durup...Suratımda mütemadiyen bi sırıtma var.En salak şeyler bile Ata Demirer esprisiymişçesine koparıyo beni.Hayat güzelleşti birden. Gök mavi,güneş parlıyo,etraf kelebeklerle doldu adeta.
Gece uyuyamadım heyecandan.Adreanalin patlaması yaşadım. uyuyayım diye alkole vurdum ama bana mısın demedi! Anca sabaha karşı 5'te sızmışım.9'da da uyandım.O bir buçuk saat geçmek bilmedi!
İçimde sürekli bişi vardı böyle."Var ya geçen seneki gibi olcak.Sıççam bak. Olmadı genetik yazcam.Of ya o da olmazsa.Aman hiç olmadı biyoloji okurum.Yaa of tıp olsun.Bohuuu!" moddaydım. Beynim her türlü senaryoyu yazıp,yönetim,oscar törenine sundu ki bunda biyolojiyi 8 yılda bitirip,senden bi b*k olmaz denerek işe alınmamam,bunalıma girip hastane basmam ve oracıkta kafama sıkmamla biten senaryo takdire şayandı ki ödülü de o aldı.
Sonuçların açıklanmasına 3 dk kala kalbim artık enfarktüs ( Havalı di mi? ) geçirecek kıvama gelmişti ki ekranda T.C. kimlik no gir kutucuğu ile gönder butonu belirdi. Sayıları yazdım ve BUM!!
"İlk 5000'deysen tıbbı kazanırsın." mantığım devreye girdi ve ben havalara uçtum.İçimde ege olmaz ama gibisinden bi burukluk oluştu;ama olsun.Onun dışında bir sürü yer tutuyo. Puanlar düşçek diyolar-gerçi her sene diyolar- ama bakalım belki de Ege'ye kapak atarız.
Yanlız bi de dün arkadaşlarla gezerken eski bi kitapçıda bi kitaba gözüm takıldı onu aldım elime ki altında bi kitap vardı. "Tıbbi İngilizce" Malum mu oldu ne? Aldım hemen.Gerçi Türkçe okucam sanırım ben;ama bulunsun neme lazım...

28.6.10

İnternet,Terör,LYS,Umut,Şrek,Aşk-ı Memnu...

Ne zamandır evde internet yok.Tırstık komşudan çekmeye 55 metre kabloyu. Sorun da oldu zaten. İnternet gidiyo geliyo filan. Velhasıl kelam,eve bağlattık telefonu, birii adsle başımızı da vurduk.,
 Ama teknolojide daima olduğu gibi makus kaderimiz değişmedi veeeee iki hafta internetsiz kaldık.Sormayın neden, diye. Zira anlatmaya ne yüreğim ne sinirlerim dayanır. Halbuki bloga yazamadığım o iki haftada neler oldu neler!!!
Aşk-ı Memnu mu bitmedi? LYS'lere mi girmedik? Yaz planlarına mı başlamadık? Neler neler...ama hepsi sırayla önem sırasına göre.
Öncelikle şu günlerde karabasan gibi üzerimize çöken şu terör olaylarından bahsetmek istiyorum. Ama çok da değil;çünkü o pisliklere Türkiye'yi sarstıklarını düşündürmek istemiyorum. Bu ülke ne badireler atlattı. Sizin gibi üç beş çapulcuya pabuç bırakmaz! Nese bak dellendim gene açıp ağzımı yumup gözümü sıralamak yerine tek bir şey...Allah belanızı versin!!!!!!!!
Diğer önemli şey tabii ki de ÖSYM amcamızın bize bahşettiği o muhteşem olay (!) LYS!! Bitti sonunda.Bitti; ama biz de bittik! Daha doğrusu o bizi, nicelerimizi bitirdi. erkese geçmişler olsun...Çok zor değildi diyeceğim ama kolaylık zorluk kişiye göre değişir tabi.  ana çok zor gelmedi diyelim. İnşallah geçen sene kıl payı kaçırdığım tıbba bu sene girerim. En azından bu sene geçen senekine göre daha umutlu benim için.

Ama şunu söylemeliyim ki o matematik sınavına giderkenki Bornova tıkanıklığında bendeniz kalp krizi geçirmediysem,yok efenim,bir daha bana bişicik olmaz!! İki dakikalık olan metro-BAL yolunu 45 dkda almamız(hem de taksiyle!!) inanılmazdı! Girdiği tüm sınavlara lakayitlik sınırına dayanan bir rahatlıla giren ben,o bitmek bilmez 2 kilometreyi takside zangır zangır titreyerek geçirdim.Ve okula ulaştığımızda insanları içeri almaya başlamışlardı. Bense soğuk soğuk terleyerek girdim sınava. Çıktığımdaysa yüzlerce kez çözdüğüm dandiklik sınırındaki bir trigonometri sorusunu yapamamıştım!!En çok korktuğum ve YGS'den sonra kapak açmadığım geometri ise beni şaşırtmış,kendini fulletmişti bana...
Matematik ile fen arasındaki o hafta geçmek bilmedi! Her günüm matematiğe son anda yetişmemin verdiği paniğin bilinçaltımda nasıl bir etki bıraktığını açıklayan rüyalarla geçti. Beş gün,bir kere mi yetişemez bir insan rüyasında sınava yaaa!!!
Neyse o gün geldiğinde annemle saat 7 buçukta yola çıktık. Geçen haftaki tıkanıklıktan korkarak. 8e 10 vardı dolmuşa bindik ;ama biz ne bilelim THY'nin karayolu şubesine bindiğimizi!! Adam uçtu resmen!!Yollar da boş mu sana! Hobaaa 90-120 arası gidip geliyo hız.Arada duruyo filan;ama uçuyoruz hep beraber dolmuşçana. Bi de yalpalıyo mu dolmuş. Tamam, dedim uçucaz denize!! Ve saat 8di biz kampüs kapısındaydık,10daki sınav için!!!!
Ziraat cafe'de oturup kahvelerimizi içerken aslında iki saat önce gitmemin heyecanımı aldığını farkettim;çünkü sıkılıyosun bi süre sonra. Bu da vücut yani! Emme-basma tulumba gibi paso adrenalin salgılyacak değil ya! Hem kendime fende matematikten daha çok güveniyodum ki geçen haftalarda yaptığım sinir stresin gereksizliği, fizik sorularının yarısında suratımdan düşmeyen ve tahminimce bakanı sinir edecek bir sırıtışla kendini gösterdi.
Çıkışta gözlerimin parladığını gören annem sınavın nasıldı? diye sormadı bile, anladı zira. Gözleri doldu garibimin...
Neyse, oradan çıkıp arkadaşlarla buluştuk. Onların da sınavının iyi geçtiğini öğrenip 5-10 dk sınav muhabbeti -tamam 20 dk- yapıp forumun yolunu tuttuk.
Şrek 4!! Allahım!Nasıl koptuk nasıl! Anlatamam. Aslında teeek teek tek anlatmak isterdim; ama okuyanlara spoi olmasın diye söylemiyim; ama gülmeniz garanti. Fareli kavalcıya,Çizmeli kedinin yeni haline,bi de Lokum'un dans figürlerine bittim.O kadar diyeyim de merak edip izleyin.Çok güzel.Cidden.
Sonra burgerda yenen,sınav stresinin üzerinden kalkmasıyla oluşmuş rahatlığın getirdiği espritüel hava içerisinde yemek yedik. Süperdi! Yemek değil tabi, muhabbet...Yemek? Burger işte.Her zamanki gibiydi.
Sonra bir fire vererek Karşıyaka'ya uzandık. Pazarın,masmavi havanın,hafif esintinin getirdiği gevşemeyle insanlar sokağa dökülmüştü ve biz de o normal insanlardandık artık. Sınav derdimiz bitmişti. Ya da en azından "anı yaşa" felsefesine kaptırıp sonuçlara dahir kaygılarımızı beynimizin atıl köşelerine atmıştık. Bir an için...
Şu an teyzemden yazıyorum.Elim, ayağım, saçım, suratım boya içinde!!Çünkü kuzenimin sünneti yaklaşıyor ve bizde en müsait,boşta,işi olmayan,oh artık sınavları da bitti etiketli insan ben olduğum için günün talihlisi olarak badanada teyzeme yardıma geldim. Öğlen 1de eve adımımı attım, yeni blog yazabiliyorum.Siz düşünün artık!!

Bu arada bi de bugün bir şeye kendi başıma onun başına geldiği kadar üzülmeyeceğimi düşündüğüm bir olay oldu.O yüzden bu yazıyı okuyacağından emin olduğum bir arkadaşım var.Ona sesleniyorum.Sen ki ömrümde tıp okumayı en çok hakkeden insan! ÖSYM'nin ettiği tüm kalleşliklere rağmen noolur umudunu kaybetme!!!

Diğer bir olay da : Aşk- Memnu bitti! Tabi eğer kitabı okuyan varsa bilecektir ki her şey belliydi zaten. Sadece ortaya çıkacak görsellik merak uyandırıyodu ki bence şahane olmuş. Yani anlam çıkarmak gibi olacak; ama final sahnesinin beyazlar içinde çekilmesi ve o beyazlara bihterin kanınn akması.İşte bence masumiyete sürülen lekeyi gösteriyordu ki her şey masum bir bakışla başlamıştı hatırlatırım. Beren saatin performansına diyecek yok arkadaşım!Budur yani budur! O,  "...beni,beni...bihter'ini.." sahnesi!İşte beni bitiren sahne o oldu.Tamam, dedim bu kız Türkiye'nin Yıldızları'ndan sonra kapmış işi.

Yıl boyunca çok konuşuldu çok tartışıldı. Yaprak Dökümü başı çekti bu furyada. Ondan sonra gelenler tutunamadı; ama Aşk-ı Memnu, Yaprak Dökümü yolunda ilerledi;ancak Yaprak Dökümü gibi sıkmadı.Tadında bitirdi. Kitaba bağlı kalarak da yazara olan saygısını gösterdi. Tebrik ettim o açıdan senaristleri.  Eh,şimdi yazın tekrarlarını izleme zamanı. Öyle ya, onlar çıkarmadı; ama kanal çıkaracak cılkını. İçlerinde kalır yoksa...

Neyse işte,bir dizi daha arşivlik oldu. Bihter,Beşir mezara girdi, Behlül'se şarapçı oldu kanımca. Her ne kadar suç bende dese de olan zavallı Bihter'e oldu,yazık...

Eh söylenecek bir şey de pek kalmadı galiba...Serdar kaçar... =P

12.6.10

Fala inanmıcan,falsız da kalmıcan demiş atalarımız....

Sabahın köründe arkadaşımın telefonuyla fırladım yataktan ve anında yedim çemkiriği; "NERDESİN?!!". Geç kaldım! Telefonumu kurmayı unutmuşum.O yüzden de evden çıkmış,otobüste yolcuğuma başlamış olmam gerekirken,arkadaşımın sesiyle kendime geldim ve attım kendimi dışarı.
Gün böyle başlasa da gerisinin iyi geçeceğini düşünüyordum.Zira sınava girilecek,sorular çözülecek saat 4 gibi de arkadaşım  Ece gelecek ve Ece,ben,Cansu çıkıp eğlenip kafa dağıtıp iki muhabbetin belini kıracaktık.
Sınava girdik.İyiydi.Çok zor değildi; ama geometride yine kader ağlarını örmüş ve aynı kader aylardır analitik çalışmaktan bitap düşmüş beynimizi klasik geometride durdurmuştu. Sınavda açıortayın dibine vurulmuş,çemberde Final kendi rekorunu kırmış,yamuk iyice yamulmuş ve yanında bizi de yamultmuştu. Onun dışında pek de kötü değildi sınav yani.
Çıkışta ben artık kaderime mahkum olmuş, "Olsun artık matematik kurtarır" diye düşünürken Cansugeldi ve biz 5. kata çıktık. Hani bi sınıf bulur da çalışırız diye ki o sinir rehberlik hocama rastladık ve kendisi tarafından resmen PÜSKÜRTÜLDÜK!!
 Biz tam yanıbaşında, "Hocam; sınıf,hoca,etüt zart zurt..." diye konuşmaya çalışırken bu arkadaşımız gayet net bir takmamazlıkla etrafa sahte gülücükler yayıyordu. Ancaaaakkk ne zaman ki YGS'de ilk 100'e girmiş bir arkadaş geldi. İşler değişti. Bunda, çocukla bi ilgilenme,bi ilgilenme! Anlatamam. "Tamam canım,aman canım.Öğretmenler görevli; ama buluruz şimdi, dur. Nöbetçi kimdi arkadaşlar. İşte şu şu. Hah tamam fizikle geometiriyi hallettik. Hadi bakalım yavri mu"  filan... Nooluyoruz lan, filan oldum. Dedim hocam e sınıf yok mu? Yok!Kütüphanede çalışın. Allahım parçalıcam kadını!! Tam o sırada allahtan Ecenin msj gerldi de biz de çekip gittik. Hastasıyım sanki onun sınıfının!!!
Ece, annesiyle olan randevusunu bizle değiştirmişti.Yoldaydı ve geliyordu. E bizim de canımıza minnet ,çıktık yola. Önce o gelene kadar burgerda karnımızı doyurduk. Ece gelince de vurduk kendimizi yola. İstikamet: KONAK. Amaç : FAL!!
Yok,benim için değil. Cansu için; ama ben de belki baktırırım diye takıldım bunlara. Hobaaaa!! Girdik Kemeraltına, o labirentte dön allah dön ,dön allah dön! Zaten sıcaktan beynim uyuştu. Bi de buldukları bijuteriye giriyo mu bunlar sana!İyice işkence! Ama arkadaş işte naaparsın?
Neyse, Kızlar Ağası Hanı'ndan girdik filan, Ece bizi bi sokağa çıkardı.
Sokak ama nasıl?? Dumanaltı! Bildiğin, böyle havada nargile,sigara dumanı var.Bi ara kafamı yukarı kaldırdım açık havada mıyız diye valla açık havadaydık. Sis gibi duman çökmüştü oraya.Vanilya,cappucino kokulşarı iyice buhurdanlık etkisi yapıyordu.
Sonra bi yere geldik, böyle kıç kadar bi yer. Sevdam Cafe! Allahım! Minicik minicik tabureler.Yaa benim zaten popo ölçüleri belli nasıl oturcam? Zaten otursan, geçecek yer kalmıyo. Kutu kadar. Gelene direkt böyle," Mal almaya mı geldiniz?" diye sorar gibi "Fal mı?" diye soruyolar.
Kadın soruyo sözde ama arkada,hesap kitap yapan adamın da gelen giden kenevir hesabı yaptığına eminim. Ben bi kola alıyorum,Cansu da kahve haliyle. Onun için geldik çünkü. Malum önümüz LYS. Kahve kötü. Telve forever durumda. Köpük yok gibi bir şey. Fal için sıraya giriyoruz.26! Ve henüz 19 içeride.
"İki saat sonra mal hazır"der gibi "İki saat sonra gelin." diyor kız. Çıkıp gidiyoruz.Nereye? BİJUTERİYE!!!Allahım,çıldıracam. Bi tane daha kolye küpe görürsem kusacam.O moddayım. Sonra annemlerle karşılaştık.Teyzemle yaklaşan kuzenimin sünneti için konfeti filan alıyolardı. E onlarla gezince doldu tabi iki saat. Gittik biz de falımızı baktırmaya.
O kutu gibi yerden çıkıyosun demir merdivenle çatı katı gibi bi yere. Aşağısı hamam.Yukarısı Cehennem!! Bi vantilatör çalışıyo püfür püfür ama o da fal bakan kadına vuruyo.Bencil şey!
Kadın sempatik; ama bi konuşmalar filan. Dedim tamam. Bu işini biliyo. Baksana insan ilişkilerinden belli.Kadının önünde bi deste kart.Sanıyorum tarot filan bakıcak.
Neyse işte şu bu derken başladık biz. Arkadaşa paso kart çektiriyo.Kartlar tarot değil ama değişik değişik işaretler var.Sayılar bi de. Arada da kahveye bakıyo. Bildi. Ne var ne yok bildi! Arkadaşa tıbbı kazancağı müjdesini verdi ; ama ne kadar emindi ben bile bilmiyorum.
Cansu da sinir etti kadını. Kendisi korkulu,kaygılı olduğu için paso korkuları çıkıyomuş kartlarda. Böyle profesyonel yapıyo işini yani. Doğru iletiyi almadan bırakmıyo.12 yaşında filan nazar değmiş Cansu'ya."Tuzlu suyla duş al. Odanda adaçayı filan bulundur" dedi.Ve ben kadına inandım! Çünkü parapsikoloji merakımdan gelen bilgilerden. Adaçayının kötü enerjiyi def edici. Tuzun negatif enerjiyi polarize edici etkisi vardı. O an kadının 3. gözünün harıl harıl çalıştığını düşünüyodum ki fincan da arkadaşımın da doğruladığı, TUS(tıpta uzmanlık sınavı) görüldü.Ve bizde kayış koptu.
İnşallah istediği olur da girer şu tıppa yaa. Vallaha bak! Cansuyu 11 aydır filan tanıyorum; ama tıbbı onun kadar hakkeden tek bir kişi tanıyorum.Ben...Hatta benden bile daha fazla istiyo olabilir....Dua edin bize....

...

.....

...

...

Yorumlar....

Yorum.