yurt etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yurt etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16.1.11

Arkadaştan MİM aldım,Gel Bize Bazı Bazı...

Arkadaşımın blogundaki mimi halka arzetmesi üzerine ben de üzerime alındım ve yanıtladım soruları. Buyrun bakalım =)

1. Kaç yaşındayım?

20 Yaşındayım. Hatta kas sen onu 21 yap. Zira 19  günden 1 yıl kaybediyor şu bünye ki bu koyuyor insana bildiğin. Arkadaş grubumun en yaşlısıyım ya!Yuh!
 
2. İsmimin son harfi?

Yanıtlamam gereksiz gerçi ama görüldüğü üzere "R" Damn prosedür!


3. En sevdiğim renk?

Aslında mavi-lacivert tonları;ama yeşil bana daha çok yakışıyomuş ki yeşili de severim yani.Bi de herkesin aksine turuncu. Millet turuncu sevmiyo deliriyorum yaa! Çok ezik kalıyo o renk. Ama zevk-renk diyrekten susuyorum,içime atıyorum.

4. Kilom?

Iııı...şeyy..Tamam tamam 97.  5 kilo vermişim ama bu da bir şey =) Göstermiyorum di mi?

 5. Boyum?

Bayağıdır ölçmedim aslında ama 1.72 gibisinden spesifik bir şey sallayayım; ama emin olamadım =/

6. Ailenin kaçıncı çocuğusun?

Şimdi teoride 2 ama bu konuda çeşitli spekülasyonlar var. Ablam ve bir de çift yumurta ikizim var. Olay şu ki güvenilir kayıtlara göre-ki annem kendisi- ben 20 dk. önce doğmuşum; ama nasıl öyle direkt dakika veriyor anlamadım. Yani emin olamıyorum. Ama ben büyüğüm yaaa! 2. yani =)

7. En sevdiğim şarkı?

Bir değil çok var.Ama sıkılmadan "Sunrise Avenue- Fairytale Gone Bad" dinleyebilirim. Işın Karaca,Sertab Erener dinlerim.90'ların tutkunuyum. -Soruya bak yanıta bak! Teallaam!!!

8. Esmer mi sarışın mı?

Esmer.Net! Ama kumral da olur. Aha!Net değilmiş.

9. Sigara kullanıyor muyum?

Hayır! Kullanana da hiddet ve şiddetle karşıyım.İğrenç,mantıksız bir şey. Git bi şişe çamaşır suyu iç aynı şey. Sadece diğeri daha yavaş etki ediyo.


10. Alkol kullanıyor muyum?

Arada sırada =)



11. Çayı fincandan mı içerim, bardaktan mı?

Yurt şartları, okul şartları derken kupa ve kağıt bardak. Ama evdeysem direkt ince belli; ama büyük bardaktan içerim. Ders çalışırsam kupamda içerim.-İnekli bardağım kırıldı ama ='( -

13.10.10

Kafa Boşaltmaca vol.4

Eveet blog bir Kafa Boşaltmaca'ya daha hoşgeldin. Şimdi, şöyle ki bir sürü; ama kısa kısa şey oldu. Bunlar bir yazı çıkarmaya yetmez. Ben de naaptım? Kafa boşaltmaca serisini çıkardım. İncik cıncık ne varsa yazıyorum. Bu da 4.sü =)

Öncelikle, sonunda derslerim başladı. Başladı; ama nasıl başladı? Göbeğimiz çatladı derslere geçene kadar. Yaa arkadaşım, bi üniversitenin tanıtımı 1 hafta sürer mi yaa! Yarebbim! Bir hafta bilgilendirme üstüne bilgilendirme.Yok öğrenci ne yapar,yok hacettepe sistemi,yok not sistemi,hütbat'ı,medicepi,öğrenci, zımbırtıları...ve daha nicesi! Bir öğrenci, yaa bugün inş. ders işleriz diye gider mi okula?! Gerçi oryantasyonda bizi okulu gezdiren üst dönemleri dinleseydim belki de muhteşem((!) Ankara'yı keyifle (!) gezicektim; ama şu Sibirya soğuklarının Sibirya'dan canı sıkılıp yurdumun başkentine yerleşmesiyle gezme opsiyonu yurtta bütün gün pineklemeye yerini bırakınca tıpış tıpış gittik tabi okula.

Şimdi efenim, biri bana ne okuduğumu hatırlatsın. Ara ara çıkarıp öğrenci kartıma bakıyorum, yanlış yerde miyim filan diye! Bildiğin kimya görüyoruz paso yaa! Allahım,çıldıracam! Ben kimyadan kurtuldum diye sevinirken babasına düşmüşüm meğersem. Bir biyokimya hocamız var. Acınası....

Adam ilk derse Big Bang'ten daldı yaa! Big bang! Bi de Yunus Emre'den, tasavvuftan filan alıntılarla anlatıyo dersi iyi mi! Ulvii bir kişilik yani. Ama prof.'tur, başımızın tacıdır..naapalım..

Bi de oksijen yerine "okjijen" diyen bir kimyacımız var ki o biraz daha iyi gibi...En azından powerpoint'i bilmemesi veya "okjijen" demesi gibi güldürmese de yüzlerde tebessüm ettirecek marifetleri var ki kendisine de saygım sonsuz..En azından dinliyoruz.

Bugün mesela laboratuvar dersimiz vardı. Konu da ne? Asit baz titrasyonu. Olay şu. Asidi alıyon. Bazı alıyon. Öbürüne damla damla ekliyon. Renk değişince hacmi yazıyon. BU! Ve bizim şu önceki cümleyi yapmamız 3 buçuk saatimizi aldı! Millet 10 buluyo 10,5 buluyo. Hoca max. 11 olabilir diyo. Biz 16-17lerde geziyoruz! Bıraksalar asit baz kimyasını baştan yazıcaktım da aahh ah asistanlar kıskandılar zahir engellediler =P

Başka olarak Ankara yağmurlu blogcum.Yolun düşerse filan düşmesin gelme. Berbat bi yer bence; ama işte alışmaya çalışıyoruz. Arkadaşlarla geçen Ankamall'a gittik mall mall gezdik geldik mesela. Gezmesi bile tat vermiyo anlıcağın.

Hayır sınıfta da bi iki kafa dengi yok ki kopasın. 200 küsur kişi..Herkes kendi aleminde ki gözümün tuttuğu da pek yok ya. Ama bugün iyi hekimlik Uygulamaları diye bi dersimiz var 16 kişi bi grup olduk. Diğer derslere nispeten daha iyiydi. En azından insanların konuşabildiğini öğrendim =) En çok muhabbet ettiğim kişininse Moldovalı bi öğrenci olmasıysa ironikti doğrusu. Ama Türkiye'den de arkadaş yaptım =)

Bu arada seçmeli dersim de belli oldu. Uygarlık Tarihi. Pazartesi müthiş bir sıkıntıyla derse girmiştim ki hocamızın sanat tarihi masterlı gayet hoş bir bayan olduğunu ,bizim istediğimiz şeyleri işleneceğini ,gezilerin olacağını öğrenmemle "Anam =)" dedim "...galiba bu senenin ya da bu dönemin en azından en iyi dersi olmaya aday ders bu =) Gerçi kadının mimarım,sanat tarihi okudum demesine rağmen milletin kalkıp siyasi tarih anlatın demesine sinir oldum; ama olsun olacak o kadar =)

Bi de şöyle bişey de var ki blogcum yazarının ne kadar bahtsız,kem talihli olduğunu iyice anla. O kadar kişinin,yüzlerce öğrenci arasından benim,evet evet benim kartımın arızalı çıkması! İşte bu beni tavir ediyo blogcum. Sayısal oynamayı,piyango bileti filan almayı kestim zaten.

O değil bi de koca gün o kartı değiştirmek için uğraştım. Para yatırılacak.kampüsteki bankamatikte para bitmiş. Tee ebesinin tatil yaptığı yere git, para çek. Dağı-evet bildiğin dağ- tırman sağlık kültür spor mu ne menem bişi onun başkanlığına git o seni bankaya göndersin ebenin ikinci tatil yaptığı yere! Parayı yatır, hobaaaa tekrar dağ tırman. Sonra da gel yarın al desinler! O yağmurda koştur koştur ve yarın da aynı yağmurla dağ tepe tırmanacağını bilerek sırılsıklam,yorgun yurduna dön tıpış tıpış.

Ama kartımı aldım =) İlk kartımdaki öss başvuru fotom da bu vesiyleylen bizzat verdiğim insana benzeyen fotomla değiştirildi =) Daha kullanmadım bakalım yarın inşallah geçirir turnikeden. Zira gına geldi "Kemküm benim kart arızalı filan.." gibi şeyler geveleyerek o görevlinin kınayan bakışlarına katlanmaktan. Bildiğin dilenci muamelesi yapıyo adam yaaa! Pis!

Bi de yurt var blogcum.Yurdum genel olarak iyi aslında. Yani yemeği temizliği, arkadaşları filan memnunum ama o interneti yok mu! Allahım her şeyi ekarte ediyo işte o! İzmir'de-evde- fizy'i keşfettikten sonra bilgisayarına müzik indirmeyi beyhude bulmuş olan ben burada kafamı taşlara vuruyorum! Aah keşke indirseydim pc'me o şarkıcıkları diye. Tabi internetimizin kahnı hızında olmasında oda arkadaşımızın 7x24 bişiler indirmesi de etkili ki çıldırıyorum. Porno arşivi mi yapıyodur nedir anlamadım ki! Ben indirmeye kalktım ışın karaca albümü-albüm yaa dikkatinizi çekerim 96 mb bişi-3 saatte indi!! Adam 3 saatte film indiriyo. Şeytan tüyü mü vardır nedir anlamadım!

Yani durum bu.haberin olsun blog =)

      Şu şarkı açıklar sanırım özlemimi....

2.10.10

Lets begin =)

Selam blog =) Seni olan bitenlerden haberdar etme vakti geldi.

Ankara’ya geldim.Sonunda pazartesi okulum açılıyor. Dolayısla anam,garib anam,çilekeş anam ve ben topladık pılıyı pırtıyı, attık kendimizi yollara da Allahım o ne pılı pırtıymış yaa! İçine benim girip yanıma da iki 5 yaşında çocuk alabileceğim bir bavul! Ekstradan bi de ayakkabıdır,kitaptır için bi çanta bi de laptop çantası. Bavulu hazırlarken gözü dönmüş bizimkilerin; ama acı olan bunu Ankara’ya indiğimizde anlamamız. Peki bunu nasıl anladık? Anlatayım…

Her şey hazırlandı, kapının önüne istiflendi. O koca bavulu otobüsle, minibüsle ve bilimum toplu taşıma aracıyla götürmemiz gibi bir seçenek olmadığı için kardeşimin arkadaşı sağ olsun arabayla bıraktı bizi garaja. Böyle olunca pek anlamadık biz tabi ne taşıdığımızı. Garajın yerleri cillop mermer! Çek bavulu tekerlekli tekerlekli. Ooh! Mis…

İşte bindik otobüsümüze yolculuk başladı. Genel olarak iyiydi yolculuğumuz. Yine horlayan vardı; ama bu en azından daha bi insancıldı. Öyle dünyayı yutma çabalarına girişmedi. Sessiz sakin horladı. Ama ben tabii ki de uyuyamadım ve acı gerçek yüzüme çarptı! Otobüste Uyuyamıyordum! 

İlk gidişimizde horlayan var diye uyuyamadığımı sanmıştım. İkinci gidişimde film izlediğim için. Dönüşümde de gündüz olduğu için…ama bu sefer acı gerçekle yüzleştim. Belediye otobüsünde inmeme bir durak kala salya akıta akıta uyuyan, yetmedi üstüne iki perde rüya patlatan ben, şehirlerarası otobüste gözümü kırpamıyordum. Sebebini bilmiyorum; ama öğrenicem azimliyim.

Dediğim gibi Ankara'ya yaklaştıkça 25'lerdeki termometrenin yavaş yavaş 10'lara düşmesinin verdiği huzursuzluk dışında iyiydi işte yolculuğumuz.

Ankara’ya indiğimizde de problem yoktu aslında. Zira oranın garajı da cillop mermer…Amaaa ne zamanki Ankaray'da yapılan anonsu yanlış anlayıp Kızılay'ın son durak olduğunu sanıp Sıhhıye'de indik, işte çilemiz o zaman başladı ve ben bavul doldururken gözümüzün döndüğünü anladım!

Yürüdüğümüz yolu bir ben bilirim blog! Bi de neredeyse su toplayan ellerim! Mermerde bavul sürmeye benzemiyormuş tırtıklı yolda bavul çekmek acı içinde anladım…

Neyse…Çileler çeke çeke geldim yurduma sonunda. Eşyalarımı da yerleştirdim. Ya da yerleştirmeye çalıştım zira o dolap küçük geldi takdir edersiniz ki. Gerçi nasıl etçeksiniz görmeden. Ama güvenin bana küçük işte.
Onun dışında oda arkadaşlarım çok iyi =) Biri Çanakkale'den, biri de Kütahya'dan. İkisi de eczacılık okuyor. Hemen kaynaştık sayılır. Dün akşam film filan izledik abur cubur eşliğinde ki bugünkü planımız da bu. Yarın Pazar nasılsa aman sabahlar olmasın =)

Pazartesi ise büyük gün. Beyaz Önlük Giyme törenim var =) Bu işin güzel yanı. Ondan önceki konuşma silsilesi ise… işte o da çekilmez yanı ama naaparsınız tıp aşkı…Gülü seven dikenine katlanır…

2.9.10

Ankara'nın Taşı Altın Filan Değil!Gittik, gördük!!

Döndüm blog....

Bir günlük Ankara maceram sonunda bitti! Bitti; ama biteken de göbeğimi çatlattı ki bilen bilir, benim göbeğim zor çatlar!

 Neler çektik neler başkent yollarında,içerisinde bir bilsen blog...Anlatmaya başlayayım; zira yolculukta bile döküldü satırlar beynime. Sürekli "Bunu yazayım,dur şunu da yazayım...bak bunu da yazmalıyım..." moddaydım. Sanki yazsam bi b*k olacak da neyse....

Öncelikle caaanım(!) babacığımın handikabına uğradık. Zira adını bile duymadığım bi şirketle yolculuk yapacaktık ki bu konudaki hislerim error veriyordu. Ve ne yazık ki o hislerim yanılmadı.

Dakka bir gol bir...Tekerlek üstündeyiz...En arkanın önünde...Takır takır... "Nasıl uyucaz?" derken kader ikinci golünü de çok geçmeden doksana taktı. Bir aile bindi orta kapıdan...Kucaklarında gülen bir bebek!!!

Gülmesi sorun değildi elbette ki de sabaha kadar bir otobüs yolculuğunda bir bebeğin ne kadar güler modda kalacağını merak etmeye başlamıştım ki...ağlamaya başladı!!
Biz annemle birbirimize yandık bakışları atarken aile de yazık mahçup mahçup "Kusura bakmayın,birazdan uyur zaten.." filan dedi ki hakikaten çocuk uyudu...Hem de sabaha kadar....Tabi bizi bebeğe odaklayan hislerimiz asıl tehlikeyi görememişti ne yazık ki....

Bir amca bindi...Gayet zararsızdı aslında...Yanında çocuğuyla Kırıkkale'ye gidiyodu...

Televizyonda kavak yelleri açıldı...Koltuklar eğik pozisyona getirildi..Kontak çevrildi...ve yolculuk başladı...

Ve amca tespih çekmeye başladı...ama nasıl tespih! Tahta! Allahım tak tak tak....sinir ediyo insanı! Kemalpaşa' yı geçtik gidiyoruz, bu hala tak tak tak...Ya bi kes! Yok! Sonunda uyardık da homurdana homurdana kesti!

Muavin geldi ikrama filan o da kütük mü sana! Allahım,öküz yaa! Su istiyosun suratına bakıyo mal mal. Sular da sıcak zaten! İşimiz iş dedim...

Saat 12 gibi Kavak Yelleri sona yaklaşırken yol da karanlık olup görecek bir şey olmayınca kapattılar ışıkları ve kabus başladı!!!

Allahım!! Tespihçi Amca nasıl horluyo!!! Nasıl horluyo!! Anlatamam! Yok öyle bir ses! Ta otobüsün başından insanlar rahatsız oluyo! 4534534 kere uyardık! Yok! Uyuyamıyoruz...Çocuğu da o ailenin aldığı ekstra koltuğa yatırdı mı! Onlar uyuyo, biz bütün otobüs onları dinliyoruz ki şurada ikinci paragrafta belirttiğim kehanet gerçekleşti bu yüzden ve ben Ankara'nın Aşti denilen otobüs terminaline, benim diyen zombilere taş çıkartacak vaziyette indim. O kehanete ek olarak Afyon'da yediğimiz sucuk döner de midemi at alıp beygir satmaya zorladı o da ayrı...

İndik ankaraya anlıyacağınız. Allahtan orada ODTÜ pankartları tutan öğrenciler vardı da hemen yanaştık yanlarına. Sağ olsun bi kız gösterdi bize Hacettepe masasını. Yardımcı oldular ,işte şu dolmuşa binin şurda inin filan diye; ama evren benle dalga mı geçiyo nedir; dolmuş şoförü yolu bilmiyo!! "Oha!" dedik artık, yuh! İndirdi bizi Hacettepe hastanesinde...bi de yalak yalak "Yaw bağlantı vardır kampüsle" dio Öküz!

Neyse, biz şahsi çabalarımızla bulduk kampüsü. Yaptırdık kaydımızı.. Evet =) Artık resmen Hacettepeliyim...Öğrenci kartımdaki embesil ÖSYM fotoğrafıma rağmen...

Tabi maceramız burada bitmedi...biter mi hiç! burda söylediğim gibi yurt neyin çıkmadığı için haliyle bi de yurt arayışı başladı bizde.

Ve özel yurtlarla ilgili bir tespit: Hayvan gibi pahalı arkadaşım! Oha lan! 600-700 diyo adam yaa! gezdik bi kaç tane. Ama sonunda bi tane bulduk uyguna. Galiba orada kalcam. Ya zaten arkadaş bulayım da ver elini home sweet home...

Dönüşte ise anam,garip anam çilekeş anam olaya el attı ve Anadolu turizmle geldik. Diğeriyle karşılaştırılamaz bile! Hizmet,ikram,konfor...kusursuzdu!

Ama ben yine uyuyamadım ki eve gelmemle kendimi yatağa atmam bir oldu...Şu yazıyı bile anca yazıyorum....

Sonuç: Ankara'yı beğenmedim...İzmir Forever!!!

30.8.10

İstikamet Ankara...

Biletler alındı blog...Salı gecesi ver elini Ankara modundayız.

Yani yap şunu iki-üç gün de millet rahat rahat görsün işini di mi? Ama yok.Sen kalk tek bir güncük ver kayıt gününü.1 eylül...
Sabahın esselatında,o caanım Ankara kargaları herhangi bir kahvaltı girişiminde bulunmadan inicez Ankara'ya ki dolmuşların bile o saatte çalışmaya başlayacağını sanmıyorum. Gerçi kahvaltı, yol öğrenme filan anca sürer gibi geliyor da yine de sabahın 6'sında Ankara garajında, gözleri şiş, hayatından bezmiş, 100 kilo civarlarında bi şahıs görürseniz..hah işte o benim...

Gerçi her türlü tüyo arkadaşlardan alındı. Bir haftadır: "Oğlum yaa Kızılay'a çıktın mı, tamam işte. Ordan yürüyosun"," Yaa garajdan dolmuşa biniyosun işte" " Kime sorsan gösterir.."," Servisi var yaa.." gibisinden cümlelerle boğuşuyorum. Ama biliyorum, bunlar bi işe yaramayacak ve biz yine sora sora bulucaz yolu.

Bu arada Hacettepe yurtları da çıkmadı, iyi mi? Devletleri bekliyordum ki onu da az önce öğrendim. Çıkmamış. Çıksa şaşardım! Şu yüce Türk devleti ne zaman yararıma çalıştı ki benim!!
Bi de yedekteyim. 2713. sırada!! Mezun olunca gelir sıra diye düşünüyorum...

E bunun üstüne anam, garib anam, çilekeş anam bilmese de, bi de bütün gün yurt koşturacaz oralarda...İnternette araştırdım tabi ki de...de hiçbirinde fiyat filan yazmıyo ki..Oda,yatak,yemek,sıcak su...Lan anladık var hepinizde..bi fiyat tarifesi koy di mi! Yok! Çıldıracam...

Bi arkadaş diyo, "500'e kalıyom ben.", diğeri ,"Ben 400'e kalıyom". Hangisi doğru bilemedim...

Hayır, bi de şöyle bi sorun var. Hazırlık okucam mı okumucam mı? Şimdi çok zor bişi diil gibi görünüyo; ama şu sorunun yanıtı ya beni Ankara'nın göbeğinde okutucak ya da Eskişehir-Ankara karayolunun üzerinde...Zira tıpçılar Sıhhiye Kampüsünde, medeniyetin göbeğinde; Hazırlıkçılar ise Beytepe Kampüsünde allahın unuttuğu bi yerde okucaklar...

Bi de diplomada da Kastamonu Tıp fakültesi yazıcakmış, iyi mi! Ben diplomam Hacettepe Tıp olcak diye girdim, e haliyle şu bilgiyle vurgun yedim. 3 sene sonra tası tarağı toplayıp Kastamonu'ya gidicez.

Aslnda sıfır kilometre, cillop fakülteye girecez. Süper cihazlar filan da...Hocallar, Hacettepe'de uzmanlaşan asistanlar olacak. Genç kadro falan filan feşmekan gırla ortalarda da, lan o adam ne gördü ki ne öğreticek moddayım ben biraz. Ondan yatay geçişlere bakıyorum; ama onu da kaldırıyolarmış..Hobaaa...Ben iyice deliye döndüm.. Artık kaderin bana kesin bi gıcıklığı var,biliyorum..Okucaz artık paşa paşa...

Gerçi hele bi okul başlasın da...belki Hacettepe'ye geçerim,belli mi olur ;) Hayal dünyası işte naaparsın...

Not: 100 kioyum ama göstermiyorum..taş çatlasın 85.. =)

24.8.10

Kafa Boşaltmaca vol. 3

Geldim blog geldim. "Sonunda sana da vakit ayırdım." demek isterdim; ama ne yalan söyleyeyim sana yazmamamın nedeni tamamen üşengeçlik blog. Evde yat yat Diyarbakır karpuzuna döndüm.

Gazetede yazıyodu İngiliz bilimadamlarının yaptığı araştırmaya göre - ki o adamları bulursam dövücem,en zırttan şeyleri araştırıyorlar- tembellik hastalıkmış. Evet! Biliyorum. Şekil 1-a ben işte! Yatmaktan başka bişi yapmaz oldum. Televizyon bile izlemiyorum internette girmekten ki Doktorlar neyin oynuyo tv.de o derece yani.
Neyse olan bitenleri yazayım ben. Şimdi şurada da dediğim gibi kazandım üniversiteyi blog =) Ama öyle kazanmakla bitmiyor tabi takdir edersin ki. Yok yurt başvurusu,yok kayıt evrakları,cartı curtu ooff uğraşçak bir sürü mesele var.

Hayır şikayetçi değilim uğraşırım da... Arkadaşım ota b*ka da site açılmaz ki! Yurt için ayrı site,öğrenci işleri için ayrı, üniversite için ayrı, üniversitenin kendi yurdu için ayrı, tıp fakültesi için ayrı, hazırlık sınıfı için ayrı...hangi birini takip edeceğimi şaşırdım. Tırsışlardayım bir şeyin kaydını kaçıracağım diye. Sürekli takipteyim anlayacağınız.

O değil, beni geçtim bi de kardeşimin duyurularını da takip etmek zorundayım. Onda hele hata yaparsam bir aile benim yüzümden hapiste yatar, bense mezarda...

Teyzeme geldim dün. Laptobumun kablosu bozuldu. Bizim ev sanal dünyadan koptu anlayacağınız. Onu tamire verdim. Kuzenlerim de bizde kalıyodu, onları evlerine getirrdim. E internet bizim evde olmadığına göre de kalayım dedim burada. Digitürk filan da var.Oohh paso House, Er, Three Rivers filan izliyorum...Nasıl mutluyum anlatamam.

Gelirken yolda açık parfüm satan bir dükkanın camında asılı olan iki kağıt dikkatimi çekti ve acı bir Türkiye gerçeğini gördüm. Kağıtta şu yazılıydı, varın yorumu siz yapın: "Rahmetli Bihterin kokusu geldi." Yanında da "Behlül'ün kokusu geldi" yazıyordu; ama diğerinin yanında sönük kalmış.

 Diğer bir şey...Kulağımda şimdi de iltihap çıktı. İyi mi! Geçen cumartesi nasıl ağrıyo,anlatamam! Çorbayla yaşadım bütün gün. Çenemi açamadım! Arkadaşın babasını arattım arkadaşa. "Antibiyotikle, majezik alsın." dedi de cumartesi her yer kapalı! Eczaneler majezik'in kutusunu göstermiyo reçetesiz! Neyse ki teyzemde varmış da o getirdi, içtim. Azaldı biraz ağrı . Pazartesi de ilk iş doktordaydım. Nur topu gibi bi iltihabım, bi de dış kulak yolunda ödemim var artık. Nasıl mutluyum nasıl!!! Aldım ama ilaçları.Yutup duruyorum. Damlalar filan gırla zaten söylemeye gerek duymuyorum. İyileştircem bu kulağı, kararlıyım.

Bi ara da göze gidicem. Yeni gözlük almalıyım.Öyle ya 300 kişillik amfide lazım ;)  Numarası mı değişmiş ne bi de kendi gözlüğümle göremiyorum, arkadaşın gözlüğü bi takıyorum dünya HD oluyo birden. Dişe de gideyim diyorum. Ankaradan önce revizyona girmek lazım yani.

Yaa bi de o var. 14'le 15'inde -sanırım- sınav var. İngilizce muafiyet. Ama atlayamayacağım  sanırım. İnternette sınav yapıyorumm hep " uppermediate " çıkıyor. Birinci aşama tamam da ikinci aşama giricek sanırım. Zira Hacettepe'nin sınavları da kazık hani.

4 Ekim'de başlıyormuş bizim okul. Arkadaş başka bölüm okuyor, "Bizim 20 Eylülde başlıyor.Off!" diyor. Yaa arkadaşım! 11 gün ara tatilim var benim ama!! Sense yatacaksın resmen!

Of bir de hazırlık Beytepe Kampüsü'ndeymiş ve aldığım istihbarata göre orası bildiğin, şehrin dışında Eskişehir-Ankara yolundaymış.Olmasa şaşardım zaten!

Bu arada yakın arkadaşım Macaristan hazırlıklarına başladı .Sordular buna "Ocak mı Eylül mü?" diye, bu eylül dedi!! Hoş, ocak dese de görüşemeyecektik; ama ne bileyim erken gibi. Gidecek orada tıp okuyacak. Uzmanlığı da alıp gelecek. O nasıl olacak anlayamadım bi türlü; ama öyleymiş. Gelecek yaz yanına gitmeyi düşünüyorum ama... Bakalım artık,kısmet...

Bu yazım dizi izlemeden geçti resmen! Sözde Supernatural bitecek, How I Met Your Mother'la kanka olunacak, House ezberlenecek ve bir sürü dizinin ağzından girilecek burnundan çıkılacaktı; ama ne oldu ne bitti bilemeden yaz bitt. ve ben bi b*k izleyemedim. Bravo bana!

Geçen Atv'de Çocuklar Duymasın'a rastladım. "Gülmem ki ben buna" dedim, " Eskisi gibi olmaz şimdi bu." Bu kadar yanılabilirim!!! Yarıla yarıla koptum var yaa! Süperdi yaa =) Pınar-Tamer ikilisi eski tadı yakalamışlar. Ama Selami'nin olmaması üzdü biraz. Yeni yüzler de vardı ve çok da güzel olmuş. İzlenilesi...

Bu arada kilo vereceğim ben, bak diyorum buraya. Ama nasıl, orasını bilmiyorum. Depresyona girdim yaa! Herkes üçgen vücut olmuş da bir ben kalmışım! Ankara'da spor salonu vardır herhalde. Gelecek yaz yakıcam lan ortalığı! Ankara! Wait for me babe!

Aa, bir de Inception'a gittim bir arkadaşla. Güzel filmdi. Alışılmadık tamam; ama haftalarca da bahsedilecek kadar değil bence. Ama görsel efektlere filan laf yok tabi. Oyuncular desen ona keza. Gerçekten iyi. İzlenilir yani.

Eh benden bu kadar.  Zaten öyle action bi hayatım olmadığı için de bu kadar çıkması bile şaşırttı beni aslında =) kendine iyi bak blog...

Not: Kafa Boşaltmaca serisi nereye kadar gidecek acep??

Not 2 : Bak bu da müzik.Ama alakası yok yazıyla öyle içimden geldi =) http://fizy.com/#s/1ahyun

...

.....

...

...

Yorumlar....

Yorum.