diyabet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
diyabet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13.12.10

Depresifim; Bulaşanı Yakarım!

Farkettiğin gibi bayağı olmuş yazmayalı sayın izleyen.

Çok şey oldu şu yazmadığım dönemde - ki "E olsun artık yahu!" şeklindeki cümleler geçiyor kafanızdan saklamayın, biliyorum - beni yerle bir eden. Şimdi aslında dürüst davranmak gerekir ki o "çok şey" aslında tek bir şey.

Tahmin ettin sen onu, ama ben yine de söyleyeyim sayın izleyen. Ahanda şurada bahsettiğim o komite sınavı beni yerle bir etti, ezdi geçti, ağzıma sıçtı, gözümü morarttı, hayallerimle oynadı, bünyemde fiksasyona neden oldu! Bildiğin depresyona sürükledi....Notum 51...

O kadar kas kendini.Yaz, çiz, boz, oku, anla, ezberle, kavra...Sonuç bu! E ben çıldırmayayım da kimler çıldırsın yaaa! Hayır, millet 80-90'ları vurmuş, hiç çalışmayan 60 almış, otobüste gelirken okuyan 70'leri sıyırmış. Ben? Ben almak istediğimin yakınına yaklaşamamışım!

Kendimi sorgulamaya başladım ciddi ciddi. Salak mıydım? Çok mu çalıştım? Az mı çalıştım? Ciddiye mi almadım? Çok mu ciddiye aldım? Bildiğin budist rahipler gibi çekildim inzivaya, bunu düşünüyorum.

Arkadaşlarım: "Değiştin sen." demeye başladılar. Tüm espri isteğim, yaşam enerjim neyin kaybolunca haliyle depresif kişiliğim sardı dört bir yanımı....

Amaaan neyse...Giren girdi, çıkan çıktı ne de olsa. Önümüzdekilere bakacağız artık; ama üzüldüm yani ne yalan söyleyeyim ki lab.dan 100 almam bile bir işe yaramadı moralimi düzeltmeye...

Bu arada tıp fakültesindeki etkinliklerimiz tüm hızıyla devam ediyor ve ben de elimden geld,ğince katılıyorum bunlara - Lan? Yoksa bu yüzden mi düşük aldım ben?!-  1 Aralık Dünya AIDS Günü'ydü mesela ve biz  yemekhane önünde stand açtık. İnsanlar bilgilensin diye broşür filan dağıttık. Bir de kondom =D

Milletin broşürü takmadığı, insanların sadece beleş prezervatif alma amaçlı geldiği yakın zamanda anlaşıldı tabi. Yahu amcacığımm - bakın "amca" diyorum. Bu herhangi bir mecaz içermiyor. Gerçek anlamda "amca" yani - sen n'apıcaksın o kadarını affedersin? Çıkışta bakkala filan mı satıcan!? Camışlar, koliyi yağmaladılar yaa! Bi de yılışık yılışık "Hehe arkadaş gelemedi de ona alıyoz diyo" Ha biz de yedik. Bildiğin koliyi kucaklayıp götüren mi dersin, çeşit soran mı?...

Amcanın teki yaklaştı "Hisset var mı?" diye sordu yaa!? Ben dumur...."Amca" diyecektim "Senin ne kadar aktif bi yaşamın var allaasen? Günde 8 lite bal mı yiyon n'apıon?" diye; ama işte iyi hekim-iyi insan çizgisinden kaymak olmazdı o noktada.Ben de verdim "Hisset"i gönderdim adamı...

Onun dışında bir de diyabet etkinliğimiz oldu. O daha bi düzeyliydi tabi diğerine göre. Amcaların teyzelerin şekerlerini ölçtük. Bi de küçük bir anket uyguladık onlara ve gerçek suratımıza çarptı...Millet diyabet hakkında bi b*k bilmiyormuş! Çoğu yanlışı düzelttik; ama yeterli değil tabii ki...Olamaz da...Acilen bu konuda bir şey lazım...Duyun sesimi yetkillileeeerrr diye çığırsam bi işe yaramacağı için susuyorum...


Allahım ne dandik yazı oldu lan bu?...Anlayın artık ne haldeyim...Hadi ben depresyona giriyorum...

11.11.10

İlk Hastam, Hasta Ettin Beni Haberin Yok!!!

Dün yorgundum blog. Aslında anlatacağım iki önemli olay vardı da yapamadım. Ahh ah! Şu bünyenin üşengeçliğinden gına geldi! Ama şimdi anlatıyorum ya buna şükret. Zira az daha "Ammaaaan, salla yahu." gibisinden bir düşünce yapısı sarıyordu bedenimi; ama "Yok," dedim "...yazayım da taze taze, belleklerden silinmeden web ortamında bulunsun". Hadi gene iyisin =D

Efenim, dün kariyerimde - Allah allaaah! Kariyere bak, yarebbim! 1 aydır kimya gören birinci sınıf öğrencisi...- optimum noktaya ulaştım. Zira İyi Hekimlik Uygulamaları adlı, şu bünyeye son bir aydır tıpta okuduğunu hatırlatan; yegane,biricik, caaanım bir dersimiz var. Eldiven giyme, el yıkama ve maske takma gibi gayet basit görünen; hatta çevreden “Aman yaeeee, bunu mu öğretiyolar?! Puzzp!" şeklinde geribildirimler alan; ancak davulun sesi uzaktan hoş gelir paşam atasözünü doğrulayacak kadar KAZIK olan Mesleksel Beceri Eğitimi adlı aktiviteden sonra sıra geldi iletişim becerilerimizin sınanacağı standart hasta görüşmesine. ( Hani alkış??)

Efenim, "standart hasta" ne demek? Aman aman, pek havalı di mi? Şimdi ilk ders geldi hoca, standart simule hastalarımız var bla bla bla….Anlatıyo böyle,biz bakıyoruz mal mal.   Tabi simule mimule diyince "Nooluyo lan, NASA gibi bilgisyarla mı konuşcaz?" filan diye bekledik;ama yok, canım blog, böyle havalı havalı söyledikleri şeyin en basit açıklaması şu: Yalancıktan Hasta =D

Adam gelcek karşımıza, bizim kalp dokuz sekizlik oynarken heyecandan, bize hasta ayakları yapacak…Amaç da ne? Hastayla konuşabiliyor muyum? Budur yani.

Yani sistem bu; ama çok acımasız. Şöyle ki görüşmeden sonra bu sözde hastamız bize geribildirim(feedback) veriyor ki bu da 3 şekilde olabilir haliyle.

1-) Görüşme çok iyiydi. İyi bi doktor olabilirsin..bla bla...Şeklindeki, yıkama yağlama içerikli konuşmalar.

2-) Kararsızım deyip seni “ E neden geldin o zaman lan buraya?!!” şeklinde çeşitli sövgülere sokabilecek konuşmalar,

3-) Senin gibi doktorum olsun istemem. Görüşme kötüydü bence... diye başlayıp ilerleyen dakikalarda: "Allah belanı versin! Sakın doktor olma kör olasıca,tüh yazıklar olsun sana!" şeklinde geliştirilebilecek cümleler…

Neyse işte, gün geldi çattı. Sabahtan da HÜTBAT( Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Bilim ve Araştırma Topluluğu)’ın düzenlediği ve benim diyabet hakkında bilmediğim 21234134423 tane şeyin anlatıldığı, İLK İĞNEMİ YAPTIĞIM, ilk olmasa da kitabına uygun Glukometreyi kullanmayı öğrendiğim Diyabet Eğitimleri vardı. Ve tahmin edebileceğiniz gibi makus kaderim tarafından gerekli düzenlemeler yapıldı ve ben ilk sıraya yazıldığım için video kaydımı kaçırdım!!!

 Allahım! Görevli adama döktüğüm dilin, yediğim fırçanın haddi var, hesabı yok; ama yine de sağ olsun gelmeyen birinin yerine soktu adam beni. Lan dur? Bi düşüneyim naapçam ne, etçem di mi? Bu aldı beni, attı odaya! Ben, palas pandıras girdiğimdeyse kafamda sadece odada kalem olup olmadığı vardı,düşün halimi!

Zaten odaya girmemle “Standart hastam” da teşrif etti. Tanışmamızı gerçekleştirdik. Ahh ah! Kendimi "Ordinaryus Profesör" diye tanıtacaktım da, kader işte o aceleyle 1.sınıf tıp öğrencisi, diye tanıttım.

Efenim; hastamız 25-26 yaşlarında, bana kendini "Ferhat bilmem ne" şeklinde tanıştıran, şikayeti baş ağrısı olan, oyunculuğu sıfır, bitse de gitsek modlu bi insan. Adamın ne dediğini anlasam valla yazıcam bi şeyler ama zor! Çok zor! Ama yine de diğer arkaşdalrıma göre daha fazla sormuşum. Allahım! Ne desem adam, tek yanıt. 

Yani bişiler söyle ki ben de koparayım di mi aybalam! Yok yaa! Adama " Sigara?" diyorum, "Yok." diyor...Alkol? -Yok. Ailede sorun? -Yok. Işık , gürültü? -Yok. Stres? -Var. Sizi nasıl etkiliyor? - Olumsuz. Sürekli bu!

Çıldırcam! İlaç aldın mı? -Yok. Doktora gittin mi? -Hayır. Eeeeh! 5 aydır başım ağrıyo diyon yeni doktor geliyon! Bravo!

Velhasılkelam bitti görüşmemiz. Kendisinden geribildirimimi aldım. "Gayet güzeldi" dedi. "Konuşturmaya çalıştın,göz temasın filan iyiydi" dedi.. " ama biraz daha samimi olabilirdin" dedi ve ben kaldım!

Nasıl yaa? Samimi değilim? Ben? Paşam, beni…beni beni (by Bihter) samimi bulmamış! Yaw affedersin eşşoğlusu ama  sen ne dedin ki sana ne samimiyet veriyim!? Karşımda kütük gibi oturuyon? Nasıl standart hastasın? İzlediğimiz eğitim filmi öylemiydi ya? Amcam bildiğin yedi sülalesini anlatıyodu, bana gelince mi utangaç oldun?

Ama işte, hastadır haklıdır diyerek kendisine teşekkür ettim ve çıktım =) Yine de beklediğimden iyiydi. Zira batıranlar da vardı ve ben batırmamıştım =D Mutlu mod on.


...

.....

...

...

Yorumlar....

Yorum.