kızlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kızlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18.3.12

Nur Topu Gibi Bir İftiram Oldu!

Çok sinirliyim blog. Hayır, nasıl da duymayacağımı düşündüler? Hadi duydum diyelim benden nasıl bir reaksiyon bekliyorlar? Hadi reaksiyonu aldılar diyelim kırtasiyeci abinin buna inacağına nasıl inandılar?

NEYİN KAFASINI YAŞIYORLAR BUNLAR BLOG!!!??

Bugün öğlen suları itibariyle ilk iftiramı almış bulunuyorum sevgili blog. Vatan millete hayırlı olsun!

Olay şu:
Hacettepe'de iki adet kırtasiye öğrenci notu çıkarmak suretiyle tıp eğitimine gerekli katkıyı yapmakta, yer yer de öğrencilerden dualarını almaktadır; ancak çok da anlaşılacağı üzere bu iki kırtasiye -  no 1 ve no 2 diyelim - birbirleriyle pek anlaşamazlar. Ticaret sonuçta. Doğal.

Ben no 1'e not yazan öğrencilerden oldum. Yazdığım nota özenir, gerekli şeyleri yazar, önemli yerleri belirtirim. Textbooktan neyin, bilginin doğruluğunu kontrol ederim vs... No 1 kırtasiyeden memnunum sonuçta ve kalkıp da kimseye: " No 1 en iyisi. No 1! Git oradan al! No 2'yi salla!" demem! Kazık kadar adamlarız sonuçta. Herkes kendi istediği yerden alır. İstediğini yapar. Bana ne!

Ancak bir sorun var ki çok can sıkmakta. Yer yer no 2 kırtasiye, no 1 kırtasiyenin notlarını ele geçirip çoğaltıp cüzi bir fiyata satmaktadır ki ticaret etiğinde çok da iyi yeri olduğunu düşünmediğim bir eylemdir.

Peki bu bana nasıl yansır?

"Ben notumu yazar geçerim." modda bir öğrenci olduğum için bugün yapılanlar benim kanıma dokundu! Bildiğin kızdım blog ki şu an bile ellerim titriyor yazarken!

Bugün, ben bir eğitim için okuldaydım ve ev arkadaşım not almak için no 1 kırtasiyeye gitmiş. Orada bir kaç kızın kırtasiye sahibinin başına toplanmış "Notları no 2 kırtasiyeye Serdar veriyor!" dediklerini duymuş.

Nassssssııııı yaaa!? "Şşşş, Hoooppp çüşşşş lan!" der orada bi insan! Nitekim dedim de. Neyin kafasını yaşıyorsunuz siz yaa!

Görseniz söyleyenleri de...Amfiden göz aşinalığıyla filan tanıyorum. Ses tonunu bilmiyorum kızın o derece!
Sen kimsin de bana iftira atıyorsun ya!? Muhabbetim olsa. YOK! Kavgalı olsam! YOK!
Bildiğin durduk yere kuyruk kurtarma çabasına bendenizi günah keçisi bellemiş akıllı(!) arkadaşlarım(!) güya beni ispiyonluyorlar!

Az önce no 1'in sahibiyle telefonda konuştum: "Sen merak etme, benim sana güvenim tam. Aldırma onlara." dedi; ama benim içimde kızgınlık ve daha çok üzüntü kaldı blog...

Ve ilk kez karşılıksız kötülüğe maruz kaldım...İnsanları masum sanmamalıyım...

15.7.10

İade - i Mim =)

Mimlenmişim =) Sağ olsun zehirli sarmaşık mimlemiş beni yazısında. E adettendir diyerekten ben de nacizane görüşlerimi yaziim bu konularda.Gerçi iyi bi psikanaliz oyunudur bu ama neyse işte.İşte yanıtlarım...
Felsefem: "Draco dormiens nunquam titiliandus" der Hogwarts amblenin altında. Anlamını öğrendikten sonra bunu felsefem olarak belirledim."Asla uyuyan bir ejderhayı uyandırma." Anı kendi haline bırak. Ona uyum sağla. Değiştirmeye çalışma. Su gibi kabının şeklini al.
Hayat: İnsana bazen istediğini,bazen istediğinden fazlasını,bazense istediğiyle en alakasız olanı veren olgu. İnsanın elinde olan,değiştirmeye gücü olan şey. Sevdiğinizde onun da sizi sevdiği;nefret ettiğinizde onun da sizden nefret ettiği olay.
Çocukluk: Hayatımın en güzel günleri...Şimdiki çocuklar gibi apartmanlara tıkılmış olmamamdan,sokaklarda arkadaşlarımla kendimi yaralaya bereleye eğlendiğim, Canter Strike değil de saklambaç,meşe,hırsız-polis oynadığım zaman dilimi.Giden ve geri gelmeyecek mucize zamanlar...
Güneş: 4.sınıfta yıldız olduğunu öğrendiğimde çok şaşırdığım gök cismi. Kendisine hiç sanatsal ilgi duymadım. İlgim tamamen bilim. Fotosentezin ana etmeni olmasından ötürü aşırı saygı duyduğum doğa unsuru.
Gözler: "Denizde,öğlen Güneş'inde,45 derecelik açıyla kuzeye baktığımda yeşil olduğuna inandığım görme duyusu unsuru." Ama ne yazık ki gözlerim ela...Bi de masmavi olanlara sahip olan insanlara saf kıskançlıkla baktığım,renkli lense de karşı olduğum için asla mavi olamayacak iki küre...Mavi olmasını çok isterdim...
Yıldızlar: Çocukluğum Aliağa'sında gökyüzünü kızamık çıkarmışçasına saran parlak noktalar. Şehirde ışıklardan mıdır nedir hiç görünmüyolar. Bi de uzaklıkları karşısında ağzımın açık kaldığı sonsuz addettiğim nesneler.
Güzellik: Lafta değil özde iç güzelliğe önem veririm. Ugly Betty'ye hastayım bu konuda mesela.
Sevgi: Eksikliğini hiç duymadığım duygu. Annemden,babamdan,ablamdan,kardeşimden,dedemden,arkadaşlarımdan,öğretmenlerimden aldığım enerji =)
Aşk: Kesinlikle ilk görüşte olanına inandığım duygu. Hollywood filmlerinin etkisindeyim belki de bilmiyorum.
Müzik: Dinediğim şu demem. Hoşuma ne gidiyorsa dinlerim. "One more cup of coffee" dinledikten sonra burak kut dinleyebilirim. Hoşuma gitmesi yeter. Pop,rock,metal,caz...hoşuma gitsin yeter.
Dost: Arkadaşlıkla karıştırılmaması gereken kavram. Bir yılda da on yılda da oluşabilecek bir şey...
Para: "Benim için her zaman önemsizdir" falan diye yalan atmayacağım konu. Önemli;ama hayatımın amacı değil...
Zaman: Özellikle bu sene kayıp giden,bazen keşke geri alsam dediğim olay.
Kızlar: Anlamaya çaba harcadığım insanlar. Arkadaşlıklarımın çocğunluğunu sağlayan güruh ve arkadaşlıkları erkek arkadaşlarımdan daha sağlam olan grup.
Savaş: Nefret ettiğim, nefret etmeyenden nefret ettiğim,her türlü engellenmesi gereken olay. NO WAR!!
Ağlamak: Yapmaktan asla utanmayacağım,"Erkek adam ağlamaz." sözünün saçmalığın daniskası olduğunu düşündüğüm eylem. ÖSS stresi ve acıklı bir aşk filmi veya Hitler almanyası filmi olayı bitirir. Mutluluktan olanı tercihimdir. Rahatlattığına inannırım bi de. 
Deniz: Hastası olduğum, kirletildiğinde adam akıllı tepemi attıran konu. Onsuz olmaz!
Ayna: Sabah kalktığımda bi de dışarı çıkarken baktığım.Hastası olmadığım şey.
Hayal: Çok geniş olduğuna inandığım dünyamın temel taşı. Harry Potter'la doruklara çıkan %100 özgür olduğum tek yer..




Bunlar da mimlediklerim;
http://hayalmeyalbuschra.blogspot.com
http://parisinbed.blogspot.com
http://diclegulsahin.blogspot.com
http://kortizol35.blogspot.com

9.7.10

En Çok Eğlendiğim Gün Volume 1

Saat 4'e 10 vardı! Ve ben otobüse bindim. Hayır,5 dakikadır beklemiyorum ben o kahrolasıca otobüsü. Bildiğin 45 dakkadır ayakta dikilerekten o otobüs durağıyla bütünleştim. Hayır, arkadaşa da söylemişim bak ben buna bincem diye,ileride de o binicek hep beraber mutlu mesut gidicez;ama yok olur mu! Neyde şansım yaver gitti ki bunda gitsin. Hayır,anayola yürüsem arkadaşın beni bulamaması gibi bi sorun var.Telefonun da mesaj ayarları bozulmuş mu! Hobeleyyy...Dünya'yla iletişimim kesildi. Biz Avea 5000 sms olmadan önce naapıomuşuz,bilmiyorum valla.
Neyse geldi sonunda lanet şey de bindim. Yolun ilerleyen kilometrelerinde de salak salak jestlerle duraktaki arkadaşımın ilgisini çekip aldım onu da otobüse,yanıbaşıma. İkimiz de siniriz;çünkü 5te buluşacağımız yere saatin 5'buçuk olmasına rağmen,bırak ulaşmayı daha yolun yarısındayız.
Neyse ki arakadaşlarla buluştuk ve Ece'ciğimin o sıcacık hareketleriyle unuttuk eshota dair tüm sinirimizi =)
Oradan geleneksel bir Kıbrıs Şehitliği turu attıktan sonra tabii ki de nereye gideceğimizi karar veremedik. Ama Güneş abimiz de pek bi yakıcı olduğundan oturduk Üsküdar Çaycısına...
İzmir'in sembolü olan bir yerde neden Üsküdar çaycısı var onu hala anlamış değilim;ancak soğuk içeceklerimizin yanındaki o sohbetimiz görülmeye değerdi. Aman sabahlar olmasın =)
Kahkahalarımız havalarda uçuşur,düşmanları çatıp çatım çatlatırkene arkadaşımızın mezuniyetini,diğer arkadaşımızın da aslında 3 yıl önce aldığı ehliyetini kutladık. Aman işte bahane olsun =D
Çevirdiğimiz tavlayı 1-1 tadında bırakaraktan burger'ın yolunu tuttuk. Damn fast food!!!
Lanet olsun ki diyet bozuldu,gitti,toz oldu,uf oldu sayın okuyucu. O güzelim king chickena eşlik eden ranch sarmısaklı mayonezle el ele verip benim yanlardaki simitlerde balayına çıktılar.İçtiğim resmi orta boy cola ile arkadaştan arakladığım gayriresmii büyük boy koladan ise haber alamadım. Kim bilir nereyi löpür löpür yağ yapçaklar.
Yanlız Burger'da sanırım karnın da doymasıyla olası kahkaha sayısı üçe beşe katlandı. Bunda,indiğimiz mahzen gibi yerin duvar dibinden orada kimse olmamasına rağmen üçer beşer çıkan insanların geldiği yeri merak etmememiz etkili oldu tabii.Zira Ece'yle o mahzen gibi yerin dibindeki oyun alanına bakıp gelme bahanemizin talihsiz bir biçimde yetersiz kalacağını tahmin edemedik. Rezil olduk bir grup ergene! Hele ki benim cümleyi duysanız gözleriniz yaşarır: " Hmm,oyun topu yokmuş burada.Tüh, çok da severdim!" Ve ben bittim...Ama hala çözemedik insanların geldiği yeri. Şüphelerimiz var: Acaba Kıbrıs Şehitli'ğindeki Burger, uzaylı üssü mü?? Araştırmalarımız sürecek...Bitiriciiim onları!
Daha sonra New York hayalleri başgösterdi ki foto da görülen kellemin ardındaki amerika görüntülerinin bunda etkisi var.
Daha sonra da kayış koptu zaten. Fotoğraf makinesi ortaya çıktı bi kere. Durulur mu! O mahzen gibi yerin ıssızlığından yararlanaraktan türlü türlü şaklabanlıklar yaptık ki emin olun hayatımda hiç bu kadar gülmemiştim ben. 4 kişiydik biz;ama kahkalarımız 30 kişilikti.
Burger'dan çıkarkense gördüğümüz insanın kız mı erkek olduğunu anlamadım. Bizim yaşlarda kısa saçlıydı ama kızı da andırıypdu ve bunu tam da düşünürken meğer 4ümüzün de aynı şeyi düşündüğümüz anlaşıldı ve bi posta da orada koptuk =)
Her şeyi konuştuk bugün.Terkedilenler,terkedenler,gelecek,amerika,tıp,matematik,New York,Adam Sandler,dandik ilişkiler,aldatma,erkeklere sövdüler,kızlara sövdük,güldük...çok güldük...Gözlerimiz yaşardı...
Oradan çıkıp Kordon'da Güneşi yakalamaca oynadık.Tabi salaklığımız üstümüzdeydi sanırım. Adam, sen gidip otuz metre öteden fotoğraf çekmeye çalışçağına deniz kıyısına gitsene! Di mi! Benim ki güzel oldu gibi ama arkadaşın biraz aralık kaldı eli.Amaaan salla, sanki gören gerçekten tuttuğumu sanıyo da...Ne farkeder...
Sonra kıçımızın yeterince ıslandığına karar verdikten sonra Kahve Diyarı'nda aldık soluğu. Şurada belirttiğim gibi o kahveler yine masaya geldi. Evet,ciddi ciddi gizli örgüt kurup kahve çekirdekleriyle ayin yapıcam...
Sonra kahvelerimiz geldi ki yemin ederim geçen içtiğim normal filtre kahveyle Yemen kahvesinin hiç bi farkı yoktu;ama öküz diiliz ya sustuk paşa paşa içtik.
O güzelim dakikalarımız mahveden demeyeyim de gölgeleyen iki şey oldu.Buradan onlara sesleniyorum.
1-) O güzel kırmızı doğanla Kordon'un önünden "Bak,benim öküz gibi ses sistemim var" dercesine bangır bangır geçen apaçi arkadaşım; sana sesleniyorum.Kes şunu yapmayı! Hayır biraz dikkat çekmek,azıcık bakışı üstünde hissetmek için binlerce küfür yemeye değmez ki kendimden biliyorum saydırdım sana ne yalan söliim!
2-) Yan masamızda oturan ecnebiilerin "double date" dedikleri çifte buluşmaya çıkmış emme basma tulumba arkadaşlarım. Gidin lutfen o mırçınızı evde yapın! Masalarımız arasında 10 cm varken o dillerin kavuşması midemi bulandırdı.Lütfen etrafa saygı,sevgi!

Oradan kalkınca da bilmem farkettiniz mi ama kesin etmişsinizdir;çünkü farkkedilmeyecek kadar küçük şeyler de diiller- İzmir'in dört bir yanında tasarım harikası inekler var.
Evet,itiraf ediyorum. Kıbrıs Şehitli'ğindeli Limon İnek! Onu evime götürmek istedim! Harika bişi yaa! Kimin aklına geldiğine bakmadım ama aklına gelenin iyi ki gelmiş. Bi de Cumhuriyet Meydanı'nın orada kahve fincanında yüzen inek.Sana ulaşmak için o kadar çile çektik;ama değdi.
Otobüsten seni görüp ilerideki durakta inelim dedik ama biz ne bilelim durağın zibilyon km ileride olacağını.
Ece'nin yürüyelim fikrini bertaraaf edip."Ne kızım,binelim tersine giden bi otobüse" Şeklindeki o harikulade fikri ortaya attım.Atmaz olaydım! Ben nereden bileyim 361'in en yakın durağının Behçet Uz hastahanesi olacağını! Hobaleyyy! Bi de oradan geri yürümek çıktı mı sana! Saat de yaklaşıyo 12ye. Lan otobüsü kaçıracaz derken kendimizi Çankaya'nın ıssız sokaklarında "Koş Lola Koş" filmivari bi yapılanma içinde bulduk. Ama değdi...Yani fotolara bakarsanız siz söyleyin değmiş mi diye =D
Sonuç olarak bugün en çok eğlendiğim günler listesine yukarı sıralardan giriş yaptı...Devamı da gelecek...

Şimdi ,günün içinden kareler var aşağıda =) Seviyorum ki ben onları yaaa =)


Şu yukarıdaki sahne çekilirken canımız çıktı.Gülmeden dur bi di mi!

Bu da koppuşlarımızdan bir kare...



Lİmoooooonnnnn!!!! Hastayım o limon ineğe!!


Ahanda kahvedeki inek! =)



...

.....

...

...

Yorumlar....

Yorum.